Forumana.com, Forum, Forum Sitesi, Forumlar

Forum KayıtForum Kayıt ForumForum OyunlarOyunlar MesajlarMesajlar GruplarGruplar Üye GruplarıYönetim RadyoFM DinleRadyoFM TwitterTwitter FacebookFacebook İletişimİletişim
 


Forum Forumlar Forum Sitesi Forum Grup Forum Albüm Forumları Okudum
Go Back   Forumana.Com - Forum, Forumlar, Forum Sitesi Din Bölümü İslamiyet Din ve İnanç

Mehdi nereden çıkacak

 Din ve İnanç forumunda yer alan Mehdi nereden çıkacak konusu, Mehdi nereden çıkacak Mehdi nereden çıkacak · ABD para ile ulusları aldattı. Ulusların yöneticileri az bir para karşılığı her dediklerini yaptılar. Böylece küresel zalim egemenlerde büyük kazançlar elde ettiler. Yardımın ...



Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 23-Mart-2013, 11:59   #1 (permalink)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
Standart Mehdi nereden çıkacak

Mehdi nereden çıkacak

· ABD para ile ulusları aldattı. Ulusların yöneticileri az bir para karşılığı her dediklerini yaptılar. Böylece küresel zalim egemenlerde büyük kazançlar elde ettiler. Yardımın amacı köle etmekti. Böylece Deccal’in tanrılığından korkulur hale gelindi.
· Biz büyük ülkeyiz. Biz güçlüyüz. Hiç kimse bize karşı duramaz. Dilediğimizi yaparız deyip büyüklendiler. Amerika’nın çıkarları için her türlü yolu mübah gördüler. Küresel çeteler, menfaatlerine ulaşmada insanlık için terördü.
· Birleşmiş Milletler insanlığın vicdanı ve insan haklarının sesi olmaktan çıkmıştır. Yeryüzü zalimlerinin meclisi olmuştur. Küresel Ergenekon, petrol kuyuları ve dünyanın hazinelerine sahipti. Bu çeteci menfaatçi şer güçler, hukuk tanımadı. Küresel her kurumu yönetti. Dünya karşılığında insanoğluna zulmetti.
· 1910 dan 2010 yılına kadar son yüz yılda müthiş derecede sosyal suçlar, başkasının malını haksız yere yemeler, zinalar ve cinayetler oldu. Bugünkü suç yoğunluğu son yüz yılın getirdiği neticedir. İnsanlık dünyaya sahip olma arzusundan dönüp öldükten sonra dirileceğine inanarak ahiret için mücadele etmeye başlayınca dünyada suç ve günah da dinecektir. Hem dünya hem de ahiret ancak öyle huzurlu olacaktır.
· Sömürgecilikle başka ülkelerin hazinelerine göz dikenler haksızlıkla başka halkların mallarını yemişlerdir. Artık dünya Siyonist rejimden bıkmıştır. Adil bir düzen istemektedirler. 2012 yılında bunu açıkça görmekteyiz.
· Dünyada adalet ve insani açıdan hesap verilebilirliğin, bir yaptırım gücünün olmaması, insani değerlerin ve dini gerçeklerin bir merkezi otoriteden sahiplenilememesi dünyayı çok kötü bir hale getirmiştir. Dünyanın jandarmadan çok adaleti ve kardeşliği tesis edip koruyacak bir merkeze ihtiyacı vardır. Dünya karanlıktan kurtulurken sıkıntılı süreçler yaşayacaktır.
· Dünyada inanç sarsıldı. İnsani değerlere gerçekten sahip çıkan bir güç olmayınca düzen bozuldu. Meydanı boş bulanlar her şeyi yaptı. Parayı ve global ekonomiyi yönettiler. Küresel bankalarla halkları sömürdüler. Silahlı çeteler, uyuşturucu ve silah ticareti, mafyalar, insan ticareti, kölelik, kadın ticareti, organ ticareti gibi gayri resmi tüm kötü işler uygulanır oldu. Hırsızlar yönetime geldi. İstikrarsız ortamda ülke gelirlerini yediler. Dünyada adil düzeni sağlayacak bir merkez olmayınca kaosta bir yüzyıl yaşandı.
· İletişim çağında yaşıyoruz. Artık herkes her şeyi anında duyuyor. Ve herkes her şeyin farkındadır. Bundan önce zulmedenler iletişim kopukluğunu kullanarak bir uydurma haberle yalanı yayarlardı. Yada katliamlar yaparlardı da kimsenin haberi olmazdı. Doğru haberin yayılmasını engellerlerdi. Mesela 1930’lar da Sovyetler birliğinde Stalin kararıyla on milyon toprak sahibi çiftçi öldürüldü. Çünkü o zaman iletişim ağı yoktu. Zaman içine yayılmış tek tek öldürmeler dikkat çekmedi. Uzun zamanda büyük bir nesile katletmişlerdi. İnsanlar olayları nedenleriyle ve gerçek haliyle görmediklerinden çıkarcı egemenler haberi diledikleri gibi yayarlardı. Böylece ulustan ulusa haber sıçrardı.
· İletişim çağında yaşıyoruz. Herkes aynı anda her şeyden haberdar oluyor. Medyada tekelcilik ile aldatma dönemleri de geçmişte kaldı. Zalimler, medya ile dünyayı yönetme ve yönlendirme kontrolünü kaybettiler. Dünya kontrolsüz ve serbest değişim yaşamaktadır. Daha doğrusu kontrolü onlardan Rab almıştır.
· Şeytanın egemenliğindeki dünya ile Rabbin egemenliğindeki dünya hayatı çok farklıdır. Şeytanın egemenliğinde menfaat mücadelesi, dünyaya sahip olma isteği, çıkar çatışması ve savaşlar hakim iken Rabbin egemenliğinde kardeşlik ve barış hakim olur. Birlik huzur ve mutluluk vardır. Ahiret için çalışma vardır. Dünyaya sırt çevrilir, şöhretten kaçılır. Hırs ve mal toplama arzusu kalkar. İnsanlar sadece dünyadan faydalanmayı yeterli görürler. Paylaşırlar ve sevgi dolu olurlar. Düşmanlık ve kötülük yeryüzünden kalkar. Sevgi ve iyilik yeryüzüne gelir. Adalet işler, kardeşlik korunur, insanlık için çalışılır.
· Azınlıktaki zalim egemenlerin tek taraflı yaptırımları düzeni zedelemiştir. Daha fazla kazanma arzusunda olanlar adalet ve eşitliğin karşısında olmuştur. İnançsızlar dünyaya sahip olmak için insanlara zulmederken, inananlar da ahirete sahip olmak için paylaşma derdindedirler. Yeryüzünde inananlarında inanmayanların da devirleri görülmüştür. Tanrı bu dönemlerin yaşanmasına izin verir ki insanlar doğru olanı görsünler ve gerçeği bilsinler istemiştir. Tarih hep bu çerçevede tekerrür etmiştir. Hayır ile şerri ayırt ederken hakkın tarafında olmayı seçenler vicdanen rahat olacaktır.
· Dünyada demokrasinin engellenmesi ve özgürlüklerin yaşanamaması değişimi mecbur kılmıştır. 2008 küresel kriziyle başlayan değişim 2020 yılına kadar sürecektir. Bu dönemde siyasi çalkantılar, krizler, savaşlar ve birtakım sıkıntılar yaşanacaktır. Zalimle mazlumun savaştığı bu dönemde tanrının müdahalesiyle doğal afetler tavan yapar. İnsanların çoğu gerçeklerden habersizdir. Tanrı öfke ile yeryüzüne müdahale ettiğinde yeryüzündeki tüm zalimler ve ona destek verenler ölür. Kalanlar bu olaydan sonra gerçekleri anlarlar. Hepside tanrıya yönelirler. Yeryüzünde esenlik dönemi başlar ve altın çağa giriş yapılır.
· Dünya en kötü halini görmüş ve şu anda Arap baharıyla ters yönde bir süreç başlamıştır. Artık şeytanın egemenliği kırılmaya başlandı. Artık barış birlik ve kardeşliğin yaşanacağı büyük bir küresel adalet devletinin oluşacağı sinyalini almaya başladılar.
· Arap baharında halklar yöneticilerini hür iradeleriyle seçmeyi ve denetlemeyi istemiştir. Bu durum insanlara hizmeti getirecektir.
· Arap baharı daha başlamadı. Dünya daha baharın başındadır. Önümüzdeki günlerde daha sıkıntılı süreçler göreceğiz. Yönetimi devretmeyen inançsız güçlü zalimler inanan mazlum halkı katletmek için çabalayacaklar. Değişim zor ve sıkıntılı olacaktır.
· Arap baharıyla bir değişim rüzgarı başladı. Yeni kurulan halk hükümetlerine, yeryüzüne egemen dış güçler kazançlarını kaybettikleri için müdahale ediyorlar. Bilakis bu halk hareketleri yani mazlumların direnişleri onlara karşıdır. Yeryüzünü yöneten zalimler Arap baharını yönlendiremeyecekler. ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek hükümetler oluşmayacaktır. Bu bahar sadece Arap yarımadasıyla değil tüm dünyada yaşanacak ve eski dünya sistemine karşı bir başkaldırı olacaktır. İnananların bu haklı mücadelesi insani haklar açısından ve Tanrının yasaları için gereklidir. Yeryüzü sadece tanrının evrensel yasalarıyla adil düzene kavuşur.
· Ortadoğu’da Arap baharıyla başlayan uyanışın mantığını herkes anlayacak. Çözüm üretmeyen ve halklarına zulmeden tüm hükümetler devriliyor. Bu uyanış yeni bir umut yarattı ve tarihin mantığını anlayacak olanlar tanrısal gerçeği fark edecek. Hukuksuz ve dinsiz yönetimler devrilecekler. Çeteci ve terörist yöneticiler bir bir yıkılacaktır.
· İnananların zararsız halleri ile barış ve doğruluk gücünü yitirmişti. Dünya için hırsla mücadele edenler gücü ve silahı ele geçirerek insanlara ve düzene zarar verdiler. Aldatarak küresel egemenliği ele geçiren İsrail anlayışı artık sona gelmektedir.
· İsrail devletini kurmadan önce masa başında karar aldılar, planlar kurdular ve iyice hazırlık yaptılar. Zaman içerisinde uyguladıkları planlar tıkır tıkır işlemişti. Para ve hile ile ve cebren Filistin topraklarına sahip oldular. Tanrının vaat ettiği İsrail krallığını kendilerinin kuracağını zanneden sapık inanışlılar biz kuracağız diye şeytana uymuşlardı. Oysa ki İsrail Krallığını tanrı kuracaktı. Zalimler, kötü planlarla aldatarak kendi kurdukları İsrail krallığını ayakta bile tutamayacaklar. Onlar Rabbin halkı olan İsrail halkı değildir. Onlar Şeytanın halkı olan zalimlerin krallığıdır.
· İnsan haklarının uygulanmasını İsrail önlüyor. İnsan hakları, tanrının yasaları değil miydi. Tanrının yasalarını engellerken nasıl tanrının krallığı olduklarını iddia ederler. Uluslar arası mahkemelerin doğru karar vermesini etkiliyor. Pek çok yerde kendi çıkarına kararlar aldırtıyor. Güçlü olduklarından ve küresel gündemi yönettiklerinden çıkarlarına uygun hareket ediyorlar. İsrail’in siyaseti silah, savaş ve bozgunculuk olduğundan barış İsrail’in işine gelmiyor. Petrol kuyuları, yeryüzünün hazineleri onların tek amacıydı. Dünya menfaatiyle yürüyen anlayış her şeyi mübah görmektedir.
· İsrail, ABD’nin çocuğuydu. Bozgunculuğun Ortadoğu’da ki karargahıydı.
· Gerçek İsrail anlayışı; Tanrıya inanan, Tanrının yasalarına bağlı kalan, dürüst doğrucu ve adaletli olanların anlayışıdır. Türkiye halkında ve ABD halkında inançlı muhafazakarlar çoğunluktadır. ABD’nin derin devleti, muhafazakar halkı aldatarak din üzerinden siyaset yaptılar. İsrail devletini kurdular. Ve zamanla haçlı birliği ile cihad havasıyla Afganistan’a, Irak’a ve Filistin’e saldırdılar. Kendilerini dindar ilan edip bu vasıflara sahip çıkan zihniyet gerçekte tanrıya bağlı değildi. Tanrının karşısındaki ateist anlayış, gerçekte İsrail devletini kuranların anlayışıydı. Uzun yıllar insanları dinden koparmak için türlü yayınlar yapmışlardı. Tanrının varlığına ve yasalarıyla mücadele ediyorlardı. Yönetimleri dinsizleştirmişlerdi. Menfaatleri doğrultusunda dürüst ve adaletli idiler. Herkese dürüst ve adaletli değillerdi. Diledikleri topraklara saldırmışlar, diledikleri halkları aç bırakıp soykırım yapmışlardı. Hani sevgi adalet ve barışı yayacaklardı. Mazlum, Zarasız halklara ve ülkelere saldırdılar. Şimdi kalkıp dindar ve İsrail halkı olduklarını mı iddia ediyorlar. İsrail sokaklarında Tevrat’ı küçük kitapçık halinde sokakta giderken okuyanlar bilsinler ki zulmün başını çekenlerin ülkesi İsrail’de yaşıyorlar. İsrail’i yönetenler aldattıkları insanlardan dolayı Tanrıya hesap verecekler.
· ABD’yi yöneten bozguncular Avrupa ülkelerini ve ehli kitabı, yalanlarla korkuttu. ‘Şu halklar sizin için tehdit oluşturuyor.’ Dedi. Terörist faaliyetler yapıyor. Şiddet kullanıyor. Demokrasiyi engelliyor. Tüm insanlık için tehlikeli milletler dediler. Türlü propaganda ile dünya kamuoyunda Müslümanları cani ve kötü göstermişlerdi. Oysaki tüm dinler aynıydı. Kirli tezgahlarla amaçlarına ulaştılar. Dünya ve şan için hırslı olan son deccal Obama, zamanla gerçek yüzünü gösterecek ve zalim egemenlere hizmet ettiğini açıkça belli edecektir.
· ABD’nin birinci körfez savaşından önceki dönemde Ortadoğu’da olmayı üç sebepten istemişti. Petrol kaynaklarını kontrol altına almak, ideallerindeki İsrail devletinin güvenliğini sağlamak ve genişlemek, ABD’nin çıkarlarına karşı tehditlerle mücadele etmek idi. İşte bu anlayışla hareket edenler Ortadoğu’yu ve dünyayı savaş dolu karanlık bir hale getirdiler.
· Ortadoğu’da ve dünyada ABD’nin varlığına ve etkinliğine destek veren hükümetler menfaat amacıyla hareket etmişlerdir. Bu nedenle inananlara ve mazlum halklara baskı uygulanmıştır. ABD kuvvetleri kendisine boyun eğmeyen halklara gerektiğinde güç gösterisinde bile bulunmuştur. İçerden hükümet devirmeler, kendisine hizmet eden askeri darbeler ve ekonomik müdahalelerle ülke yönetimlerine boyun eğdirmiştir. Silah ve para ile gücü elinde bulunduran ABD anlayışı aldatarak da olsa hakkı sahiplenir tavrıyla küresel anlamda destek görüyordu. Hukuksuzluğu yol edinmiş bu yöneticiler ABD devletinin sahibiydi. Ülkede demokrasi varmış gibi gösterilse de demokrasiyi onlar yönetiyordu. Seçilmişleri atanmışlar yönetiyordu ve medyayı da yönetiyorlardı.
· 2001 yılında Bozguncu ve işgalci güçler Irak’a girerken yeryüzünde en parlak dönemlerini yaşıyorlardı. 2001 yılından sonra küresel güçlerin egemenliği zayıflamaya başladı. 2001 yılı dönüm noktasının ilk işaretini vermişti. 2012 yılına kadar sert bir şekilde gerileyen küresel güçler Tanrının sopasıyla karşılaşmıştı. Recep Tayyip Erdoğan, doğruluk, barış ve adalet bileşkesinden oluşmuş demir çomakla eski yönetimleri gütmeye başlamıştır.
· Yecüc ile Mecüc’e Türkler deyip Türkiye’de terör örgütünü destekleyenler sadece zulmettiler. Ardından Ortadoğu’da inananlara saldırarak kendilerini Mesih’in halkı zannedenler büyük bir sapıklık içindelerdi. George Bush, Irak’a ve Afganistan’a saldırırken İsa’ya ortam hazırladığını düşünürken kendisinin Deccal olduğunu anlayamayacak kadar kördü.
· İslami yönelimli halklar, yıllarca inançsız diktatörlerin yönetimi altında yılmışlardı. Amerikan yanlısı generallerin hakimiyetinde olan baskıcı yönetimler bir bir devrilmektedir. Arap baharında değişimler birden gerçekleşmez. Askeri kadro ile devletin her kurumu eski düzenin evlatlarıdır. Geçiş süreçlerinde liderler değişse de askeri yapılar ve kurumlar eski düzene hizmet etmektedir. Yönetimlerde devrimler birden gerçekleşemez, biraz zaman alır ve geçiş süreçleri yaşanacaktır. Eski sömürgecilerin kontrolü kaybetmesi artık kaçınılmazdır.
· Ortadoğu ülkeleri petrol kuyuları karşılığında silah satın alırlardı. Silahlı insan gücünü ellerinde tutanlar baskıyla halkları sindirmişlerdi. Gücü ellerinde tutanlar saltanatını sürerdi. İletişim ağı onların elindeydi. Basın yayın organlarıyla hakkı savunduklarını iddia ederlerdi. Halkı uyutur, oyalar, aldatırlardı. Artık halklar bu yalanların farkında olmuştur. Hakkı, özgürlüğü ve adaleti istemektedirler.
· Arap baharında geçiş süreçleri kanlı olmaktadır. Çünkü devrilen inançsız yönetimler silah gücüne, askeri kadroya ve bunlardan beslenen taraftarlara sahiptir. Halkın devrimine izin vermeyen anlayışlar dünyaya hırslanmış ve haksızlıkla kazanmış yönetimlerdir. Bu ölümlere uluslararası güçler, Birleşmiş milletler gibi küresel guruplar müdahale etmiyorsa bu kötü düzenin bir parçasıdırlar. Bir de bakmışınız ki Tanrı bunları birbirlerine düşürmüş. İnsanlar törpülenir tesviye edilir. Kötülerin bir kısmı yeryüzünden arındırılır. Olaylar evrilir. Barışı ve adaleti savunanlar ayakta kalır. Ve hak zamanla ortaya çıkar.
· 1990’lı yıllarda soğuk savaş dönemi yaşandı. Ardından 11 eylül 2001 saldırısı ve ardından haçlı zihniyetiyle İslam’a ve Ortadoğu’ya saldırı gerçekleşti. Bütün bunların ardından on yıl sonra Ortadoğu’da 2011 yılında Arap baharı ile değişim rüzgarı başladı. Bu uyanış hakkı görmeyi ve doğruluğun ardına düşmeyi getirecektir. İnananların başkaldırısı tamamen halk devrimidir. Mazlum halkların hareketi küresel bir boyut kazanacak ve engellenemeyecektir.
· Batı ve Doğu çatışmasında barışı tesis etmek ve kardeşliği tekrar kurmak zor değildir. Barış için mücadele eden bir kurtarıcıyı tehdit olarak görenler eski kötü düzenden beslenmektedir. Eski düzenin savunucuları zulmederek kazandıklarından haram yemektedirler. Kim hakkın kim batılın yanındadır. Kim barışın kim savaşın yanındadır. İnananla inanmayan çok açıkça anlaşılmaktadır.
· Ortadoğu’da inançlı halkları küçümseyen, kınayan, yobaz, şiddetçi ve terör gibi gören, ötekileştiren anlayış şeytanidir. Batı halkını da kibirli, zalim ve dinsiz gören silahlı direniş yapan anlayış da şeytanidir. Çünkü batıyı yönetenlerle Ortadoğu’da dini birtakım guruplara silahlı direnişi kurduranlar da aynı kişilerdir. Silahlı mücadele ve savaş bir sonuç getirmez. Sorunları çözmez. Bu arada aldatılan, ezilen, sömürülen büyük bir küresel halk vardır. Bunlar hem aldatılmakta hem de yönlendirilmektedir. Düşmanlık yapanların savaş sıkıntısını çekmektedirler.
· Arap baharından sonra Avrupa baharının da yaşandığının ilk işaretleri görülmektedir. Müslüman-Hristiyan çatışması, Katolik-Protestan çatışması, bölgesel ırkçılıklar ve hak iddiasında olan birtakım halklar seslerini iyice yükselmektedirler. Dünya çok önceden üstü örtülmüş sıkıntıları bugün daha açık ve net yaşamaktadır. Gerçekler Tanrı tarafından açıkça ortaya çıkartılmaktadır. Bu sıkıntılı dönemler yeni ve aydınlık bir dönem getirecektir. Bölgesel baharlar küresel bir bahara dönüşecektir.
· Ey devrin firavunları sizin krallığınız da bitecektir. Dünyada kitle imha silahlarının üretilmesine izin verilmemesi ve yasak konulması gerekirken kitle imha silahlarını üreten dilediklerine satan ve başkalarına yasaklayan anlayış hukuksuz ve batıldır.
· Batıda ırkçılık yapanlar ve haçlı zihniyeti taşıyanlar, Ortadoğu halkını tehdit olarak görmüşlerdir. Gelecekte sıkıntı yaratırlar diye Ortadoğu halkını kullanmış ve katletmişlerdir. Batının korkusu ve temelsiz kuruntuları haksızlığa sebep olmuştur. Dünyayı isteyenlerin hırsı ve kaybetme korkusu Tanrının ‘İnsan öldürmeyeceksin.’ emrini çiğnetmiştir.
· Mazlumlar, hükmetmek değil adil bir paylaşım ve özgürlük istiyor. Barış ve adalet istiyor. Çünkü inananların egemenliğinde dünyaya sahip olma arzusu değil Allah için paylaşma arzusu vardır. Rabbe hizmet etme isteği ve ondan korkma hissi vardır. İnananların döneminde barış, adalet ve esenlik dağıtılır.
· Mazlumların eşitlik ve özgürlük arayışını yok oluş olarak algılayan zalimler sadece yanılıyorlar. Adaletin ve eşit paylaşımın olduğu esenlik çağında onlar da çok kazanacaktır. Ancak inanmayan zalimler herkesi kendileri gibi zannettiklerinden bize zulmedecekler ve kökümüzü kazıyacaklar şeklinde bakmaktadırlar.
· Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde Osmanlı’ya büyük bir özlem vardır. Afrika ve Ortadoğu ülkelerinin gözü Türkiye’dedir. Kötü dünya düzeninden bıkmışlar adalet ve barışla dolu iyi bir dünya düzeni istemektedirler. Dünya ulusları kötü düzenden memnun değildir. Her yerde bir kurtarıcı ve inançsal bir merkezi güç beklentisi vardır. İnsanlar bu kötü dünya düzeninden kurtulmak istiyor.
· Silah üreticileri ve tüccarları kendilerine bağlı silahlı askerleri yönetti. Tüm dünya ülkelerinde kendilerine bağlı siyasilere silah satışı ve desteği sağladılar. Avrupa ve ABD’nin silah üstünlüğü ile kurduğu kötü düzen tüm ülkelerin yönetimlerini etkiledi. Küresel cuntacılar kendilerine bağlı cuntacıları yönetiyordu. Yeryüzündeki mazlum inananlara zulmettiler.
· ABD’ye egemen karanlık güçler, ABD’yi ve dünyayı yönetiyor. Bu küresel terör örgütü menfaat mantığıyla ve hukuksuzlukla yönetmektedir. ABD’de bazı hükümetleri devirdiler. Bazı suikastler yaptılar. Suçlular bulunamadı ve davalar yönlendirildi. Karanlık güçler adaleti de yönettiler. Ülkeyi bu çeteler yönetiyordu. Güçlü kurumların başındakiler dünyayı karanlık bir çağa götürdü. Ülkelerin kaderleriyle ve halkların canlarıyla oynadılar. 11 Eylülün arkasında bu karanlık güçler vardı. Dünyaya egemen bu gizli terör belirli kişilerden oluşuyor ve İsrail mantığıyla hareket ediyordu. Kendilerini dinin temsilcileri sayıyorlar ve dünyayı yönetmekten zevk alıyorlar. Bunların dev petrol şirketleri sömürdüğü yer altı madenleri ve küresel hazineleri vardı. Küresel ekonomiye ve sosyal yaşamlara doğrudan ve dolaylı etkileri vardı. Bu gayri meşru yöneticiler insani odaklı merkezi bir otoritenin kaybolması sonucu oluşmuştu. Dünyaya egemen bu azınlığın saltanatı yani Firavunlar devri bitmektedir.
· 11 Eylülü, ABD’nin Ergenekon’u yaptı. Hepsi planlı bir oyundu. Ortadoğu’ya, dine ve Allah’ın halklarına saldırdılar. Bölgenin hazinelerini de sömüreceklerdi. Tanrıya ve dine karşı açtıkları bu savaş onların sonunu getirecektir. 11 Eylül ardından Afganistan’a girildi. Irak’a saldırıldı. Uydurdukları El-Kaide’yi de kendileri yarattılar. NATO ve ABD, Müslüman bir ülke olduğu için Irak’a ve Afganistan’a saldırdılar. Haçlı birliği zihniyetiyle geldikleri Afganistan da zengin yeraltı madenlerini çıkarma arzuları da vardı. Afganistan petrol, doğalgaz altın ve bakır yatakları gibi madenlerce çok zengindi. Bu hesapları önceden yapan ve kirli tezgahlarla uluslar arası kamuoyunda destek toplayan deccal Tanrı huzurunda savaş suçlusudur.
· Afganistan’ın hazinelerine ve toprağına göz dikenler çevrelerinde kendileri gibi zengin iş adamı olan Usame Bin Ladin’i gözlerine kestirdiler. Bir olayla terör psikolojisini dünyaya yayan bozguncular milyonlarca insanın ölümüne neden oldular.
· İnançları bozuk olanlar, eski haritalara bakıp Yasef’in oğlu Gog ve Magog’un hala Anadolu’da olduğunu iddia ediyorlar. Türklere Gog, Magog diyorlar. Türkler 1071 sonrasında Anadolu’ya girdi. Türkler, Anadolu’nun sonraki sakinleridir. Türkler Anadolu’ya girdiğinde Gog ve Magog kuzeye ve kuzey batıya doğru gittiler. Avrupa’ya, Avrupa’nın kuzey ülkelerine ve pek çok kıyı şeritlerine yerleşmişlerdi. Yecüc ve Mecüc güç kazandı setti yıktı. Coğrafi keşiflerle yeryüzüne kazanmak için yayılmışlardı. Dünyada barış, sevgi ve adalet otoritesi Osmanlı ile yıkılınca ortaya çıktılar. Sonra haksızlık ve öldürerek güç sahibi oldular. Dünyayı isteyen anlayış inançsız ve acımasızdı. Dünyayı savaş alanına çevirdiler ve insanlığı karanlık bir çağa götürdüler.
· 11 Eylül saldırılarını yapanlar ABD’nin içindeki İsrail devletini kurmaya çalışan derin devlettir. Terörist diye ilan edilenler kurbandı. Ladin ortaya atılan piyondu. El kaideyi kendileri yarattılar. Afganistan’a Irak’a menfaat için girdiler.Ve buna dini bir hava bürüdüler.
· 11 Eylül saldırısıyla ABD medyası her saat başı slayt gösterisi gibi terörist, Afganistan, İslam, Usame gibi sözlerle sürekli yayınlar yaparak insanların kafasına din düşmanlığını iyice işlemişler. Pek çok program ve açık oturumla İslam düşmanlığını pekiştirmişlerdi. Çünkü onlar bir bilinç yaratmışlardı. Televizyonlarda sürekli aynı görüntüler aynı anlayışla farklı tarzlarda insanlara gösterildi. Dünya bu söylemlerden gerçeği tam bilmeyerek etkilendi. Yaşananların ardından söylenenler doğru zannedildi ve insanlar inandılar. İlk duyulan haber göründüğü gibi verildiğinden doğru zannedilebilir ancak haber her açıdan değerlendirildiğinde gerçekler daha iyi anlaşılır. Maalesef küresel medyayı bir merkez yönetiyordu. Ofiste yapılan uydurma haberlerle insanları aldatmışlardı. 11 Eylülde bilgi kirliliği ve yanlış bilgilerle doğruyu görmek engellenmişti. Uluslar doğruyu görememişlerdi.
· 11 Eylülle küresel terör algısı yaratılarak küresel haçlı bilinci oluşturulmuştur. Gerçekte bu bilinci oluşturanlar hiçbir dine mensup olmayan inançsız bozgunculardı. Menfaatleri için halkları aldattılar.
· İnsan tabiatı gereği acelecidir. Zaman içinde bilinci değiştiğinden ve unutkanlığı olduğundan zalimler planlarını uzun zamana yayarak yaptılar. Planları uzun vadeli olunca insanları aldattılar, uyuttular, oyaladılar. Zalimler dünyayı ne hale getirdi. Dünya, savaş alanına döndü.
· 7 Temmuz Londra terör saldırısını organize edenler İslam düşmanlığını sağlamaya çalışan bozgunculardır. 11 Eylül zihniyetiyle 7 Temmuz terör olaylarını yapan bozguncu zihniyet aynıydı. Başta Tabloid gazetesi olmak üzere bazı yayın organları İslam düşmanlığını öğretmiştir. Müslümanları kötü insanlar olarak göstermeler, terörle islamı bağdaştırmalar, Göçmenlere ve göçmen sayılarına ağırlık vermeler ayrımcılığı ve düşmanlığı pekiştirmiştir. Halbuki egemenlerin ülke gelirlerini kendilerine akıtması yerine birlikte yaşama arzusu olsaydı bu düşmanlıklar kötü son yaşanmazdı.
· Avrupa’da: Almanya’da, Fransa’da İspanya’da ve pek çok yerde bu tür terör saldırıları organize edilmiş ve İslam düşmanlığı yapılmıştır. Avrupa’da yükselen ırkçı söylemlerin temeli bu tezgahlanmış terör olaylarından kaynaklıdır.
· ABD komploları büyük savaşları başlattı. Büyük yalanlarla savaş başlatmak Amerikan geleneğidir. Savaş üzerinden kazanç sağlayan ve savaş siyaseti yapan terör üzerinden amacına uzanan bir Amerikan devleti vardı. Bu küresel hukuksuzluğa neden olan merkez uzun süre varlığını sürdüremeyecektir.
· Ülke yönetimlerine inançsız vesayetçi ve menfaatçi egemenler hakim olmuştur. Avrupa’da yönetimler, kendi halklarını yalanlarla yönlendirdi. Halkları aldattılar. Bir takım inanan mazlum insanları terör gibi göstererek bunlar üzerinden kazanç sağladılar. Din düşmanlığı ve menfaat birlikteliği yapan bu anlayış yeryüzüne hakim olmuştur. Avrupa’da yönetimler de bu şebekeye bağlıydı. Aşırı ırkçılar ve istihbaratlar, etkili kurumlar bu hukuksuz ve karanlık güçlerin tekelindeydi.
· Devletler içinde yapılanmış örgütler devlet terörleri dönemini başlatmıştır. Danimarka da Breivik katiline destek veren anlayışla Almanya’da Türklerin ve Müslümanların öldürülmesini organize eden ve destek veren devlet aynı idi. İngiltere de Müslümanlara yapılan kara propaganda da İngiliz krallığını yönetenler tarafından gerçekleştirilmekteydi. İnsanların düşüncelerine yön veren ve büroda uydurma haber yaparak insanlığı aldatanlar Tanrıya hesap verecekler.
· Gizli antlaşmalarla dünyayı paylaşan 7 kardeşin birlikteliği vardı. Modern zamanların efendiliğini yapan para babaları vardı. Paylaşılan dünya petrolleri ve yeraltı zenginlikleri çıkar birlikteliğinin ana öğesiydi. Köle yapılan, kaçırılan ve öldürülen insanlar bu hırslı sistemin bir sonucuydu. Kargaşaya bırakılan beldeler. Düşmanlığı ve iç savaşı kışkırtanlar. Dünyanın kaderine yön veren 7 caninin kardeşliğinde yeryüzü kaos yaşadı. Dünya bozuk bir halde idi ve inananlar dünyayı kurtaran adamı bekliyordu. Umutlar tükenmişti, yeryüzünde savaş ve kargaşa hakimdi. İşte tam böyle dönemde bir kral çıkar, yeryüzünü ve kötü sistemleri düzeltir. Kardeşliği ve barışı tesis eder. Böylece tüm dinlerin beklediği kurtarıcı ortaya çıkar.
· Dünyanın hazinelerini paylaşmak için gizlice bir araya geldiler. Amaçları rekabeti engellemek, petrol ve silah pazarını tekellerinde tutmaktı. Modern dünyanın bozguncu efendileri artık 20. yüzyıla damgasını vurdu. Kan ve gözyaşı dolu acı bir son devir yaşandı. Dünyanın kaderini belirleyen gizli ittifaklar menfaat temelindeydi. Küresel güç sahipleri ülkelerin kaderleri hakkında karar verir hale geldi. Dünyadaki bu hukuksuzluk, çeteleşme ve yozlaşma insanlığa büyük tehdit olmuştu.
· Ulluminati: Dünyaya sahip olan bozguncu anlayıştır. Dünyanın varlıklı yöneticileri dünyanın kaderini şekillendirdi. Bunlar silah üreticileri ve tüccarları, petrol şirketleri, birtakım büyük şirketlerin sahipleriydiler. Çıkarları doğrultusunda hareket ederlerdi. Din’i kullanır insan haklarını savunduklarını söylerlerdi. Kendilerini inanan ve dinin temsilcisi sayarlardı. Dini bir edayla Ortadoğu’ya saldıran bozguncu anlayış haçlı zihniyetiyle hareket etti. Dini istismar ederek halkları aldattılar. Onlar kendi saltanatlarının derdindeydiler. İnsanlara sahip çıkıp kardeşliği sağlamak yerine din üzerinden yok etmeyi tercih eden anlayış zulmeden anlayıştır.
· Dünyanın her yerinde Osmanlı adaletini ve Osmanlı zihniyetini özlemle bekleyen halklar vardır. Yıllarca baskı altında kalan inançlı çaresiz halklar hep dünyada adil düzenin olmasını ve dünyanın düzelmesini beklediler. Her ülkede bu arzuyu taşıyan alt sınıf halklar vardı.
· Yeryüzüne adaletsizliği ve baskıyı sağlayan hırs 1800 lü yılların sonlarında belirgince ortaya çıktı. Modern dünyanın yeni efendileri 20. yüzyıla damgasını vurdu. Bir insanlık dramı yaşandı. Dünya tarihinin en büyük hırsızlığı ve sömürgeciliği yaşandı. Ortadoğu’ya savaşları, Afrika’ya baskıları, Orta Amerika kıtasına hukuksuzluğu getiren karanlık düzen hakim olmuştu. Hakkı savunan güçlü bir merkez olmadığından yeryüzüne bozguncular egemen olmuştu.
· Arap baharıyla diktatörlükler yıkıldı. Monarşiler devrildi. Gelişmiş ülkelerdeki modern diktatörlük gücünü kaybetmeye başladı. Arap baharı küresel bahara dönüşecektir. İnanan mazlumların, yaşayabileceği bir dünya istemeleri gayet doğaldır. Mazlum halkların özgürlük ve eşitlik mücadelesi artarak devam edecektir. Gücü elinde bulunduran inançsız yönetimler saltanatlarını kaybetmemek için halkı öldürmeye başladı. İnanan mazlumların öldürülmesine sessiz kalanlar vesayete destek verdiğinden kaybedecektir. İnsanlık adına zulme uğramışlara ses çıkarmamak zulme ortak olmaktır.
· Hukuksuzluk küreselleşmiş ve BM ile dünyayı yönetmişler. Silahlı güçleri de NATO olmuş. Taraflı yargıyla insan hakları mahkemesi kurmuşlar. Halbuki insan haklarını hiç gözetmediler. Dünyayı yöneten bozguncuların her kurumu var. Hepside aktif işliyor. Bu küresel devlete sahip güçler, kötü ve karanlık güçlerdir. Menfaat derdinde olduklarından ayrımcılıkla fitne ile insanlığa saldırmaktadır.
· Türkiye, Irak’a savaşa destek tezkeresini geçirmeyerek Irak’a saldıranların yanında olmadı. Rabbin kralı tezkereyi engelledi. Irak’ta kimyasal silah olmadığı belliydi. Savaş isteyenler vardı. Irak için kara propaganda yapılmıştı. Savaşsız sıkıntılar giderilebilirdi. Ancak birileri savaş çağrısı yaptı. Küresel medya ile savaşı insanlara makul gibi gösterdiler. Türkiye bu oyuna gelmemiştir. Sonuçta Irak’a saldırmanın anlamsızlığı anlaşıldı. Milyonlarca ölümlerin sorumluları hala yeni kirli planlar kuruyorlar. Afganistan’dan sonra şimdi de İran diyorlar. Bunlardaki savaş hastalığı çok iğrençtir. Tanrı artık savaş isteyenlerin nefes almasına izin vermeyecektir.
· 1900-2000 arasında yeryüzü en karanlık çağı yaşadı. 2001 de Deccal (George Bush) ve İsa (RTE) dünyaya geldi. Büyük savaş ve değişim bu dönemle başladı.
· Müslümanlara yönelik düzmece haberler Irak savaşı öncesinde çok yapıldı. Müslümanları düşman olarak gösterip suçlamaların odağı haline getirdiler. Müslümanlara yönelik yapılan kampanya haberleri ayrımcılık ve düşmanlık doğurmuştur. Medya insanlar üzerinde direkt etkilidir. Medyanın yönlendirme gücü olduğundan medya ile bozgunculuk yaptılar.
· Demokrasi kahramanı gibi gözüken ABD maalesef ne demokrat ne de cumhuriyetçidir. ABD’yi birtakım güçler yönetmektedir. ABD’nin Ergenekonu küresel terörü doğurmuştur. ABD yetkililerinin ikiyüzlülüğünü herkes bilmektedir. Bir yandan size destek olduklarını söylerken diğer yandan zarar verirler. Arkanızdan iş çevirirler. Onların kuralları menfaatleridir.
· BM’nin her konuda beş daimi üyesinin kararıyla hareket etmesi demokratik değildir. Her kıta din ve ülkeyi temsil eder olmalıdır. BM’nin vizyonu ve yapısı yenilenmelidir. BM bütün insanlığı temsil etmelidir. BM şu anda küresel sömürgecileri temsil etmektedir. Vesayetçilerin tekelinde bir kuruma dönüşmüştür. İnsanlığa ve evrensel değerlere hizmet etmesi sağlanmalıdır.
· Amerika en büyük eşitsizliğe sahip ülkedir. Adil olmayan yapı, gelir uçurumu, vergilerdeki adaletsizlikler sosyoekonomik çöküntüyü getirmiştir. ABD, fırsatlar ülkesi olmaktan çıkmıştır. Avrupa, ABD'yi taklit etmeyi ve ona uymayı bırakmalıdır. Artık Amerikan rüyası bitmiştir. Birilerinin menfaatleri için Amerika’nın çıkarları bahane edildi. İnsanlar pek çok sıkıntılar yaşadı, milyonlarca insan öldürüldü.
· İslam'da (Evrensel dinde) çok ciddi bir yükseliş olacak. Bundan korkuyorlar. Kendi aralarında ‘Bunlara alışmamız ve çok dikkatli olmamız lazım'' diyorlar. Zaten İslam korkusuyla Ortadoğu’ya saldırmışlardı. Ancak İslam onların zannettikleri gibi cani, zulmeden ve kötü değildi. Tam tersi güçlü olanlar zulmetti. Birtakım korku ve takıntılarla mazlum halklara saldırdılar. Kendi kötülüklerini görmediler. Barışın ve demokrasinin savunucusu olduğunu sananlar savaşı ve diktatörlüğü yaşattılar.
· Afganistan ve Irak a girmekle bir şey elde edemediler. ABD ekonomisi elli yıldır büyümüyor. Hukuksuz yöntemlerle ve savaş siyasetiyle yaşamayı yol edindiler. Silahın verdiği güçlülükle zulüm üzerinden kazanır oldular. ABD’nin kaçınılmaz çöküşü mutlaka yaşanacaktı. Çünkü batıl yol fazla yaşamazdı.
· İsrail, Filistin’de demokratik seçimler sonucunu kazanan Hamas hükümetini terör örgütü ilan ederek demokrasiye dışardan darbe vurdu. Hiçbir millet ve devlet uluslar arası hukukun üstünde değildir. İsrail ABD ve Avrupa’dan aldığı destekle şımarıkça üstünlük sağlamaya çalışmış. Güçsüz bir halkı silahla yok etmek istemiştir. Tanrının evrensel dinini hakim kılmak için yok etmeyi seçen sapık inanışlılar kendilerini inanan yerine koydu. Zulmedenler hiçbir zaman inanan olmamıştır. Tanrı’nın halkı değil Tanrı’nın karşısında bir halk olmuşlardır. Kendilerini ayrıcalıklı ve dindar ilan edenler bu yetkiyi nereden aldılar. Onlar arkalarına aldıkları destekten silah gücünden, zenginlikten ve şımarıklıktan aldılar. Halbuki öldürerek değil Adalet, barış, sevgi ve adil düzenle Tanrı’nın dini egemen olurdu.
· Ortadoğu, dünyanın kalbidir. 3 semavi dinin yaşadığı Kudüs ve çevresinde eşit ve adil bir düzen vardı. Barış içinde yaşam sürerlerdi. Ancak İsrail anlayışı, son 60 yılda Kudüs’ü, Filistin’i, Ortadoğu’yu ve hatta dünyayı kötü hale getirmiştir.
· İsrail baskı uygulayan ve öldüren olmakla zalim olmuştur. Filistin’de mazlum olmuştur. Din ayrımcılığı yaparak hak yolda olduklarını iddia edenler sapmıştır.
· İsrail, Uyuşturucuyla, kaçakçılıkla, silah ticaretiyle ayakta durdu. Ajanlarla insan öldürdüler. Kirli planlar kurdular. Ortadoğu’yu karıştırdılar. Meşru olmayan tüm kötü yollara başvurdular. İnsanlık suçu işleyenler şimdi doğru yolda olduklarını iddia ediyorlar.
· Afganistan’da, Filistin’de, Irak’ta, Suriye’de Müslümanlar ölüyor diye seviniyorlar. İnananları suçlu görenler hangi dayanakla kendilerini temize çıkardılar. Bilsinler ki onlar yüzünden insanlar ölüyor. Ey kendilerini modern ve inançlı sayanlar. Usulsüz yöntemlerle zenginleşip fakir halkları hor ve hakir görmenizde sizi üstün kılan neydi. İnananları terörist, tehlike ve düşman gibi gören anlayış evrensel değerlerden ve Allah’ın dininden yoksundur. Dünya için ölümlere sessiz kalanlar insanlığı katlettiklerinden Allah’a hesap verecektir. İnsanlık katlediliyor. Bu katliama fikren destek verenlerinde elleri kanlıdır.
· Ortadoğu’da savaşlara ve zulümlere menfaatleri için sessiz kaldılar. Gelişmiş ülkelerin refahı mazlumların sırtından sağlandı. Bu refahları zulüm üzerinden gerçekleşti. Gelişmiş toplumlar ne kadar insansa Filistin, ırak, Afganistan, Suriye’de ki yaşayanlar da o kadar insandır. Kendi zevk ve sefaları için zulmü yol edinenler kötü bir yol seçmiştir.

Yeryüzü iki kutupludur. Ve sürekli birbirleriyle mücadele içindedirler. İnsanlar iyiler ve kötüler diye ikiye ayrılırlar. İnananlar iyidirler. Tanrıdan çekinirler ve zarar vermezler. İnançsızlar kötüdürler.Bu dünyaya sahip olmak için herşeyi yaparlar. İnananlar ölüm sonrasını inançsızlar ölüm öncesini ister. Ahireti isteyenler sevgiyi ve barışı, dünyayı isteyenler bozgunculuğu ve savaşı tercih ederler. İyiler tanrının yasalarını, adaleti, doğruluğu severler ve insanlar için hizmete koşarlar. İyilik dünyada bir şey kazandırmaz diyen inançsızlar kötülüğü seçer. Kötüler kanunsuzluğu, adaletsizliği ve yalanı severler ve dünyaya sahip olma ve insanları yönetme telaşında olurlar. Kötülerin yönetiminde savaşlar ve kaos hüküm sürer. İnananlar tanrıya karşı sorumlu hissettiklerinden ahiret için iyiliği seçerler. İyilerin yönetiminde demokrasi hoşgörü, barış ve adalet vardır. İyilerin yönetiminde paylaşılır ve herkese kucak açılır. Kötülerin egemenliğinde baskıcı, suçlayıcı, haksızlık ve savaş vardır. İnsanları ezerek kazanan zarar veren ve hor gören bir düzen oluşur. Kötülerin düzeninde herkes tehdit ve düşman olarak görünür. Çünkü rızkı kötü egemenler dağıtır, bu dönemde kula kulluk edilir. İnsanlar canileşir. Öldürürler, çalarlar, birbirlerinin üzerine basarlar. İşte yeryüzünde çağlar ve devirler bu iki kutup arasında sürekli değişim gösterdi.
Dünya yaşamını bir günden ibaret sayarsanız ilk sabaha Adem ile girdik. Sonra insanlık sürekli aşağıya düşmeye başladı. Muhammet gecenin üçünde gelmiştir. Hikmetle gelen son peygamber gerçekleri açıkça söyledikten sonra düşüş trendinde olan insanlık tam bir dip yapacaktı. Nitekim yeryüzü güneş doğmadan hemen önceki en karanlık dibi gördü. İsa yani Mehdi sabah güneş doğarken gelecekti. İşte o güneşin ilk ışıklarını 21 Aralık 2012’de almaya başladık. Bildirilen zaman bu dönemdir. Tanrının senaryosunu ve insanlık için çizdiği kaderi keşfeden bir peygamber, İnsanlık tarihini mutlu sonla ve Tanrı’nın tam hükümranlığıyla biteceğini söylemişti. Önceki peygamberlerin hepsi hatta Musa, İsa, Muhammet dinlerinde bölgesel kalmışlardı ve tüm insanlığı kurtaracak bir yönetici peygamberi tek bir dini ve tek bir konuşma dilini müjdelemişlerdi. Bu özlem, insanlık tarihinin kurtuluşu ve Tanrı’nın merhametiyle gelecek olan mutlu sondu. Her peygamber, kendi soyundan gelecek Bir kral peygamberi müjdelemişti. Dönemin egemenleri her gelen peygamberi reddettiler ve öldürmek istediler. Kendilerini tanrı’nın halkı olduğunu sanan dinsizler ‘Peygamber bizim içimizden gelmeliydi.’ dediler. Vesayetçiler, doğru yolu öğütleyen peygamberlere karşı çıkmışlardı. Her peygamber Doğruluk, barış, demokrasi, insan hakları, adalet diyordu. Hepsi de aynı dini söylediler. Çünkü geldikleri dönemlerde mevcut baskıcı yönetimler ve kötü bir sistem vardı. Halklar ve insanlar mevcut sistemden acı çekiyordu. Çünkü sistem saltanatları için mazlumların sırtına basan burjuvaları besliyordu. Peygamberlerin doğru yola çağırışı onların azgınlığını arttırıyordu. Buna günümüzde Yahudileri ve İsrail krallığı ülküsünü gösterebiliriz. Bunlar gibi Tanrı’nın halkı olduğunu iddia eden egemenler özgürlükleri, eşitlikleri, demokrasiyi, barışı, ve adaleti kendi namına kullanıp yeryüzündeki halkların büyük çoğunluğuna zulmediyordu. İnandıklarını ve doğru yolda olduklarını sananlar tam tersi Tanrının dinine karşı bir anlayıştaydı.
Geçmiş çağları irdeleyenler haçlı seferlerinin mantığını hemen anlarlar. Tüm haçlı seferleri, Muhammet döneminin bir rövanşıydı. Muhammed’in gelişine dönemin vesayetçileri karşı çıkmıştı ve kendi dinlerini sırf çıkarları için ayırmışlardı. İnsanlık ile mücadele eden Gog ve Magog o dönemlerde Anadolu’da idi. İsevilikten sapmış Rumlar Anadolu’dan kuzeye doğru göç etmişlerdi. Bir kısmı Rusya topraklarına ve bir kısmı da batıya yönelerek İngiltere topraklarına yerleşmişlerdi. Ortadoğu’da fitnelerden ve baskılardan kaçan tanrının halkları 1071 sonrasında Anadolu’ya gelmişlerdi. Bunların içinde İbrahim’in iki öz oğlu Kürtler ve Türkler el ele tutuşarak Anadolu’ya gelmişlerdi. Ardından barışı ve adaleti savunan Selçuklu ve Osmanlı dönemleri yaşandı. Ancak bu süre zarflarında haçlı akınları sürekli varlığını korudu. Barışın, adaletin, doğruluğun ve adil düzenin karşısındaki inançsız yapılanma dünya hırsıyla egemen olma mücadelesindeydi. Ve gün geldi bir gün bu kirli amaçlarına hırslarına ulaştılar. Osmanlı’nın yıkılışıyla dünya karanlık bir dibe gömüldü. Çünkü inançsızlar dünya hırsıyla doluydu, sömürgecilerdi, haksız kazanç ile tam bir hukuksuzluk dönemi yaşandı. Açgözlülük ve hırsla dünyaya sahip olma yarışı başladı. Bilindik topraklara Coğrafi kesifler dediler. Kıta halklarını öldürdüler, köle yaptılar, kaynaklarını emdiler. Adalet ve kanunun olmadığı yeryüzünde silahla güçle mazlum halkları bastırdılar. Katliamlar feryatlar yükseldi. İnsanlığı koruyacak tanrının yasalarını yürüten bir halife yoktu. İnsani odaklı cihan hakimiyeti olmadığından bu kaos ortamında insanlar büyük zarar gördüler. Savaşlar ve sosyal suçlar tavan yaptı. İste tam bu dönemin sonunda Mehdi’nin çıkışı kaçınılmazdı. Tüm kutsal kitapların ve peygamberlerin haber verdiği dönem aynen gerçekleşiyordu. İnsanlar olayları doğal olarak yaşayacağından ‘Tanrı gerçeği’ tam bilinmiyor ve iradeleri ellerinden alınmıyordu. Yoksa dünya hayatının sınavının bir önemi kalmazdı. İnsanlar her şey yaşanıp bittikten sonra ve uzun ömürlü Tayyip Erdoğan eceliyle öldükten sonra gerçekleri anlayacaklardı. Bu arada herkes seçimini yapmış inanan ve inanmayanlar ayrılmış, Barışçılar ve savaşçılar; iyiler ve kötüler tarafını belirlemişti. Tanrı, kötülere artık yaşam vermeyecekti. Nuh’un dönemine benzer bir dönem yaşıyoruz ve emin olduğum bir şey var ki kötüler yeryüzünden şüphesiz temizlenecektir.
Mehdi döneminde olduğumuz kesin bir gerçekti. Mehdi’nin ortaya çıkışıyla ilgili dönemsel, yapısal, sosyokültürel alanda dönemin felsefesi de dahil her yönüyle incelendi. Tüm kutsal metinler, özellikler, dinsel gerçekler, gezegensel hareketler, siyasi çalkantılar, Afetlerin tavan yapması, küresel iklim değişikliği, 21 Aralık 2012 virajı gibi tüm bunlar gerçekleri ortaya çıkarmaktadır. Ulusal ve küresel siyasi gelişmeler tamamen dinsel paralellik içermektedir. Geçmiş peygamberlerin bildirdikleriyle günümüz tamamen örtüşmektedir. Belli ki Tanrı ezelde yazdığı küresel kaderi gerçekleştirirken Mehdi’yi bizzat kendisi yönetmekte ve olayları oluşturarak gerçekleştirmektedir. Gerçek şu ki Tanrı her peygamber döneminde olduğu gibi insanlığı kurtarmakta ve tarihe müdahale etmektedir.
Tüm kutsal kitaplarda hatta eski tabletlerde ve destanlarda bildirilen mehdi dönemi ile ilgili bilgiler günümüze tamamen uymaktadır. Mehdi hadisleri, Tevrat kayıtları, İncil ve diğer kitaplarda, Budizm, Zerdüştlük, Babil kayıtlarında, Maya ve İnkalar’da belirtilenler birbiriyle tam örtüşmektedir. Anlatılan dönem 1990-2023 dönemine tamamen uymaktadır. 33 yıllık bu dönemde dünyada müthiş gelişmeler ve değişimler olacaktır. Tüm kutsal metinlerde bildirilen bu dönem zaman olarak ve olaylar olarak yüce bir iradenin iletisi gibi aynen benzerlik taşımaktadır. Beklenen ve gelecek kurtarıcının özellikleri tamamen Tayyip Erdoğan’a uymaktadır. Sadece İslam’a değil Tüm dinlerin beklediği insanlığın son halifesi ve kurtarıcı kral peygamber (yönetici peygamber) niteliğinde bir peygamberin geleceğini doğrulamaktadır.
Kendilerini Yahudi sananlar giderek güçlendiler ve Evangalist’lerin desteğini aldılar. Yahudi-Hristiyan kardeşliğini gösterirken din dışına çıkarak dünya egemenliği için çıkar birlikteliği yapmaktaydılar. Her çağda olduğu gibi kendilerini inanan olarak niteleyen ve Yahudi olduklarını ilan eden halklar, dünya için çabalıyorlardı. Öldürürken ve insanlığa zarar verirken doğru yoldan sapmış olduklarını göremiyorlardı. Tarafgirlikle kendi amaçlarına hizmet etmek ve bütün insanlığı bir kenara itmek hiçbir dinde yoktu. Gerçekte ahiret çabasında olanlar insanlığa hizmet ederdi. Ancak onlar dünya egemenliğini kurma telaşındaydılar. Her gelen peygamberi öldürmeye çalışan ve Tanrı’nın halkı olduğunu söyleyen vesayetçiler küresel egemenlikleri ve saltanatları için hakkı reddettiler. Ve o peygamberlerle mücadele ettiler. Evrensel dine, (Kutsal yasalara) İnsanlığı koruyan yasalara ve barışa karşıydılar. Tanrının gazabı her dönemde onların üzerine oldu.
Birinci dünya savaşından sonra dünyanın Jandarmasıyım diyen Amerika, adalet sağlayıcı olarak peygamberliğini ilan etmişti. Ancak gerçek tam aksine çıkmıştı. Şeytan destekli Deccal’in krallığı iyice anlaşıldı. 11 Eylül saldırısıyla son haçlı seferini gerçekleştiren George Bush, Afganistan, Irak, Pakistan ve Ortadoğu’ya saldırmıştı. Savaş politikalarıyla ayakta duran ve yeryüzünün kaynaklarını sömüren Amerika varlığını yalanlarla ve komplolarla ne kadar devam ettirebilirdi. Amerikan ve İsrail yönetimi kendi halklarına da zarar verirken küresel ortamda kanunsuzluğu yol edinmişlerdi.
Tüm bu yaşananlara ve feryatlara Tanrı öfkelendi ve her şeyi değiştirmeye başladı. Tam bu dönemde Tanrı, Mehdi’yi göndermişti. ‘Mehdi Tayyip Erdoğandır.’ denildiğinde bunu uçuk bir söylem gibi görüp şiddetle reddedenler yaşananlara bakarak gerçeği bütünsel olarak göremiyorlar. Irak savaşına destek vermeyen, küresel krizden etkilenmeyip tam tersi büyük sıçrayışlar yapan, İsrail’e ve Ortadoğu’da ki adaletsizliklere ses çıkaran, mazlumlara sahip çıkan, zalime karşı duran, menfaatlerine göre karar vermeyen haliyle Tayyip Erdoğan kendini fark ettirmektedir. Onunla Türkiye, küresel liderliğe gitmektedir. Dünya’nın yeni küresel gücü savaşla değil insani ve dini değerlere sahip çıkmakla gerçekleşecekti. Tüm dinlerin özü insanlığı korumak ve insanlığın düzenini sağlamaktan ibarettir. Yeryüzünde ki tek din tüm dinlerin temeli olan evrensel değerlerdir.. Barış, insan hakları, adalet, demokrasi ve hoşgörüydü. Zaten insan öldürmeyeceksin, çalmayacaksın, paylaşacaksın, gibi tüm dinlerin kutsal emirleri yeryüzündeki tek dine çıkmaktadır. İnsanlar yeryüzünde birlikte yaşayamadılar, yeryüzünün hazinelerini paylaşamadılar. Baskılar ve savaşlar insan türünü bitirirken insanlığa bozuk bir felsefe bırakıyordu. İnsanlar ve uluslar şahsi menfaatleri yerine bütünün menfaatlerini isteyemediler. Bu nedenle yeryüzünde Şeytan’ın kulları olan Gog ve Magog’un egemenliği yaşandı.
Uzak dönemi bilenlere ‘Siyon veya Medine yeniden doğuyor.’deriz. Yakın dönemi bilenlere Osmanlı yeniden doğuyor diyebiliriz. 1910-2010 yıllarında yaşananlar birbirlerinin tam zıddıdır. 1. dünya savaşının tam tersi olayları yaşanmaktadır. Batı gerileme dönemine girerken doğu yükseliş dönemine girmiştir. İngiltere-Fransa-Rusya etkisindeki dünyada sömürgecilik, gasp ve savaşlar dönemi yaşandı. Ve gün geldi maddeci ve menfaatçi felsefe yıkılmaya başladı. Arap baharının başlamasıyla Suriye’de Rusya’nın direnişi, Afrika/Mali’de Fransa’nın sömürgelerine sahip çıkışı, İngiltere’nin İsrail’e tam desteğiyle Mısır ve Libya’ya sahip çıkmasını gördük. Suriye tıkanıklığı, hak ile batılın savaşında gerçeği ortaya çıkaracak en önemli unsurdu. Tüm insanlar yaşanan bu küresel gerçekleri görmeye başlayacak. Kimlerin hile ve komplo ile yönettiğini kimlerin hak yolda mazlum olduğunu göreceklerdi. Ve böylece insanlar tercihlerini yapacaklardır. İnançsızlar saltanatları ve dünya menfaatleri için baatılı seçecekti. İnananlar, ahiret bilinciyle Tanrı egemenliğini isteyecekti. Mazlumların ve insanlığın yanında olanlar hakkı tercih edecekti. Müthiş bir dönemden geçmekteyiz. Tercihlerin belirlendiği, safların ayrıldığı iyilerin ve kötülerin netleştiği bir sürece çoktan girilmişti. Ancak insanlar neler olduğunun farkında değildi.
Doğruluk, barış, kardeşlik ve adalet yanlısı Osmanlıcılar, antisemitizm çatısında toplanmışlardı. Aslında Siyonizm’e karşı çıkarken dünya yarışında olan menfaatçi, savaşçı, komplocu İsrail anlayışıyla mücadele etmişlerdi. Zaman geçti, gün geldi Osmanlı’nın yıkılışıyla amaçlarına ulaştılar. İnançsızlık rüzğarı esti. Dünyayı kazanma ve hükmetme mücadelesi başladı. Silahlanma yarışı ile öldürerek ve birbirlerini ezerek düşmanca kazandılar. İyiliğin merkezi yıkılınca kimse Tanrı’dan istemedi. Hırsızlara, gaspçılara kısacası dinsizlere ortam doğdu. Küresel yağmacılar meydanı boş buldular. Hukuksuzca davrandılar. Hesap sorulamayınca rahatça küresel suçları işlediler. İnsani bir otoritenin olmayışı küresel egemenleri taşkınlığa gaspa ve savaş siyasetine yöneltmişti. Dünya karanlık ve kaos çağına girmişti.
Ortadoğu’da 2001-2008 yedi yıllık savaş ve kaoslu yılların sonunda küresel kriz yaşandı. Bu küresel istikrarsızlık küresel güvensizliğin ve bozuk sistemin de bir sonucuydu. Ardından Arap baharıyla eski düzene karşı özgürlük ve eşitlik uyanışı başlamıştı. Küresel menfaat şebekesine bağlı Ortadoğu yönetimleri bir bir devrilmekteydi. Baskıcı yönetimler altında ezilmiş ve çoğunlukta olan mazlum halklar, kısıtlanmış tüm yaşamlarını geri istemekteydiler. Bu uyanış Afrika ve diğer kıtalara sıçrayarak küreselleşecekti. Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi; Türkiye de dünyayı etkiliyordu. Gerçekte ise bütün bunları Tanrı yapıyordu. Mısır’ın ve tüm Ortadoğu’nun Türkiye’yi rol model kabul edip örnek almaları da bu gerçeği göstermiştir. Ortadoğu ve Afrika halkları Osmanlı özlemiyle yanmakta ve hepsi Türkiye merkezli bir dünya yönetimi istemektedirler. Arap birliğini İngiliz atmosferinden çıkartan ve birliği yönetir hale gelen Türkiye, Araplara ‘Özgürce, birlikte ve barış içinde yaşayabiliriz.’ Bilincini öğretmiştir. Erdoğan ve Türkiye, Ortadoğu’da inançsız, menfaatçi ve sömürgeci yönetimlerin altında ezilmiş çoğunluk halkların yol göstericisi olmuştur. Çaresiz halklar Türkiye’ye başvuruyor. Çünkü zalim yönetimler onların yaşamsal haklarını ellerinden almışlardı. Küresel güçler, Ortadoğu’da ve Afrika’da varlığını kaybetti. Küresel güçlerin her konuda Türkiye’ye danışması ve fikrini alması egemenliklerini kaybettiği gerçeğini doğrulamaktadır. Türkiye’nin Ortadoğu’ya yön vermesi, dünyaya etkileri, küresel gündemi değiştirmesi ne kadar etkin bir güç olduğunu göstermektedir. Küresel bozguncular yakında her kıtada egemenliklerini kaybedecekler. Çünkü batıl uzun sürmez. Batıl yüz yıl dayanamadı ama hak olsaydı bin yılı aşardı.
Van münit çıkışı, Mavi Marmara olayı, Mısır, Libya ve Suriye’de insanlığın yanında durması Türkiye’yi güçlü bir hale getirmiştir. Küresel haksızlıklara ses çıkaran, İsrail’i uyaran, İran’ı dizginleyen, Suriye’de mazlum halkı kucaklayan, Irak’ın dağılmasını engelleyen, Arap birliğine yön veren politikasıyla Türkiye, küresel bir güç olma yoluna girmiştir. Ilımlı ve barışçıl politikalarıyla yapıcı ve birleştirici güç olmuştur. Afganistan’ı, Pakistan’ı ve Endonezya’yı birlik olmaya çağırmıştır. Bu çağrıları her kıtada (Osmanlı özlemiyle yananlara) Doğruluk, barış, adalet, demokrasi, özgürlük, eşitlik ve adil düzen isteyenlere yapmaktadır.
BM’yi eleştiren, yapısını sorgulayan, BM’nin politikasını yanlış bulan Erdoğan, küresel güçleri doğru yola çağırmaktadır. Avrupa’ya hatalarını söyleyen ve doğru bir çizgiye çekmeye çalışan, medeniyetler ittifakını oluşturmak için çaba sarf eden bir Türkiye vardır. Avrupa birliği, Şangay beşlisi gibi guruplara girmeye çalışan, ayrımcılığı reddeden felsefeyle birliklere koşan ülke olmuştur.
Artık Türkiye, küresel arenada anlayışıyla, felsefesiyle, yardımseverliğiyle fark edilmektedir. Tıpkı bir dönemlerin Siyon halkı ve Medine halkı gibi mazlumlara sahip çıkmaktadır. Pakistan seline, Somali açlığına, Suriye çıkmazına, mazlumlara ve her alanda yardım çağrıları yapan ve çaresizlerin elinden tutarak insanlığa sahip çıkan ülke olmuştur. Tüm çözüm yollarını en doğru şekilde uygulamıştır. Kıbrıs sorunu, Ermeni sorunu, Kürt sorunu, Filistin sorunu gibi tüm sorunları en uygun haliyle çözmeye çalışmıştır. Ama çözümsüzlüğü isteyenler süreçleri tıkamıştır. Tayyip Erdoğan, insanlığın sorunlarını çözüme kavuşturma çabasındaydı ancak ellerindekini kaybetme korkusu taşıyan vesayetçiler çözümleri reddetmişlerdi.
Erdoğan’ın BM’deki konuşması, Pakistan’da konuşması, Lübnan’da konuşması Avrupa’nın ve dünyanın çeşitli yerlerindeki konuşmaları onun anlayışını ve liderliğini açıkça göstermiştir. Her dinde Tanrı’nın yasaları insanlığı korur. İnsan haklarına ve insani değerlere sahip çıkarak barışa ve demokrasiye öncülük eden Tayyip Erdoğan, İslam’ın halifesi değil aslında insanlığın halifesidir. Dinlerin birleşmesini, tüm ayrımcılığın kalkmasını, husumetlerin son bulmasını istemekle ve herkesi kucaklayan tavrıyla peygamber rolü çizmektedir. Şu kesindir ki insanlığı koruyan bir anlayış tamamen Tanrı’dandır. Zaten Tanrı Onunla kötü yönetimleri devirmekte ve küresel sistemi değiştirmektedir.
Tayyip Erdoğan, küresel bozguncuların Türkiye’deki şebekesi olan Ergenekoncu-balyozcu-KCK bileşkesine karşı dik durarak karanlık güçleri ülkesinde yıkmıştı. Halka baskı kuran dinsel ve yaşamsal hayatını kısıtlayan ve ülkeyi her yönüyle sömüren kanunsuzları devirmeyi başardı. Bütün bunları Tanrı’dan aldığı destekle ve canını hiçe sayarak yapmıştı. Kalbinde Allah korkusu ve yüreğinde vicdan vardı. Ve Tanrı Onunla olmaya karar verdi.
Vesayete, cuntacılara, egemenlere ve varlıklı zenginlere karşı hakkın savunuculuğunu yapmış ve mazlumlara sahip çıkmıştır. İnsani hakları, kişi hak ve özgürlükleri ön plana çıkartarak dinin özünü görmüştü. Yeni anayasa ile evrensel değerlerin ve küresel ilkelerin ilk adımını attı.
Tayyip Erdoğan’ın yönetime gelişi bile sancılı oldu. Ve O’nun gelişinde Tanrı’nın parmağı vardı. Belediye başkanlığından küresel liderliğe çıktı. O doğru, dürüst, adil, sözüne güvenilen, hoşgörülü, yatıştırıcı, güvenilir olan, çözümcü, dostane haliyle eşsiz bir liderdi. O’ bir kurtarıcı ve Allah’ın seçtiği kraldı. Pek çok peygamber vasfını üzerinde taşıyordu. Ancak yeni nesiller bunu fark edemiyordu. Çünkü yeni nesil olayları çıkar süzgecinden geçiriyordu, değerlerden ve geçmişten kopmuştu. O hak ile batılı deviriyordu. Doğru sözle yalanı eritiyor. İyilikle kötülüğü bitiriyordu. Barışı, adaleti ve kalkınmayı ister haliyle peygamberi bir rol çizmekte idi. Recep Tayyip Erdoğan’ın mehdi olasılığı çok yüksektir. Erdoğan’ı derinlemesine incelediğinizde konuşmalarında, tavırlarında, felsefesinde, bakış açısında, mimiklerinde ve kararlarında tamamen peygamber özelliklerini görürsünüz.
Recep Tayyip Erdoğan’ın hayatı, yaptıkları ve geleceği şimdiden şekillendirmesi güçlü bir lider ve büyük bir önder olduğunu göstermiştir. Ulusal ve küresel medyada Erdoğan’a eleştiriler ve o’nu itibarsızlaştıracak haberlere çokça yer verilmektedir. Eski egemenler kendi medyalarıyla aldattıkları kitleleri kaybetmemek için korunma ve savunma taktiği uygulamaktadırlar. Kötülere, ancak eski düzenden beslenenler destek verir. Ama gerçekler ve doğrular karşısında onlar da eriyecek ve yıkılacaktır.
Allah’tan çekinmesi, korkması ve dünya hırsı olmaması T.Erdoğan’ın özelliklerindendir. Zalim’e ses çıkarırken bu uğurda ölümü göze almıştı. Mazluma sahip çıkan ve insanlara faydalı haliyle Tanrı’nın dünyaya gönderdiği bir kurtarıcıdır. İslam’a göre mehdi, Tevrat’a göre Davut’un oğlu Kral(yönetici) peygamberdi. İncil’e göre gelecek olan İsa’dır. O sistemleri devirecek, dünyayı karanlıktan aydınlığa çıkaracak, barış ve esenlik devri olan Altın çağı getirecektir.





» Mehdi nereden çıkacak - www.forumana.com

  Alıntı ile Cevapla
Alt 23-Mart-2013, 12:00   #2 (permalink)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
Standart Cevap: Mehdi nereden çıkacak

Zulkarneyn peygamber savaşı isteyenler ve barışı isteyenler diye insanları ikiye ayırmıştı. Barışın tarafında olanları inananlar, savaşın tarafında olanları inançsızlar olarak nitelemişti. Erdoğan barışı isteyenlerin küresel lideridir. Ülkesinde bile Kürt-Türk barışı için mücadele vermektedir. 1789 Fransız ihtilali ile kardeşliğe açılan savaşa dur diyen ilk ülke Türkiye olacaktır. Bu etnik ayrımcılık hastalığına zorla da olsa en son bulaştırılan ülke Türkiye’dir. Savaşa ilk dur diyen İbrahim’in soyundan olan iki öz kardeş (Kürt-Türk kardeşliği) olacaktır. Bu barış havası Türkiye’den tüm dünyaya yayılacaktır. Zamanla yeryüzünde tüm husumetliler barışacak ve kimse kimseyi tehdit olarak görmeyecektir. İnsanlarda dünya kavgası kalkacak ve Ahiret mücadelesi başlayacaktır.
Gerçekte ‘Tanrı’nın İsrail halkı’ Anadolu halkıdır. Tarihi derinlemesine analiz etmiş kimseler bunu iyi bilirler. Asıl soykırım kurtuluş savaşında Anadolu halkına karşı yapılmıştı. Osmanlının merkezi olan ‘Anadolu halkını’ yok etmek istemişlerdi. Onlar kendileriyle beraber dinin hayatta kalma mücadelesini vermişlerdi. Çünkü Anadolu’ya gelen düşman birlikleri Kuran’ı ve inananları yeryüzünden kazımak istemişlerdi. Tanrı, Çanakkale’nin geçilmesine izin vermedi. Ama inananlar baskı ile ülke yönetimini kaybetmişlerdi. Halkı kültüründen ve kökünden kopartacak devrimler yaptılar. İnançsızlığı ve kendi kültürlerini empoze ettiler. Bunun üzerine Tanrı, şehitlerin ardında kalan bir avuç çocuktan yine inançlı nesil yarattı. Ve onlara kurtarıcı bir kul gönderdi.
Yüz yıl geçti ve tanrı vaadinde durdu. Dünya tersine döndü. Güç kutupları yer değiştirdi. 21 Aralık 2012’de kıyamet kopacak denildi. Ancak bu kötülerin kıyameti olacaktı. Bu tarih Altın çağın başlangıcı ve ilk günüydü. Zaten her şeyin bir günde olmasını beklemek çok saçmaydı. Gerçekten de İzmir’in Şirince ilçesi kurtulacaktı. Hesaplar mükemmeldi. Ve ‘Popol Vuh’ kutsallık içeriyordu. Taşkınlar Verona’dan başlayacak ve Fransa’nın yarısını sular kaplayacaktı. Amerika kıtasının doğu kıyıları sular altında kalacaktı. Şeytan’nın yerleşim yerleri olan kıyı kentlerini Tanrı vuracaktı. Akdeniz kıyıları sular altında kalacaktı. Tüm bunlar 2013-2020 yılları arasında gerçekleşecekti. Doğal afetler ve küresel ısınma tavan yapacaktı. Çünkü kötüler, dünya egemenliği için iyileri yok etmek isteyeceklerdi.
Türkiye halkı, Erdoğan ile zalime ses çıkaran ve mazlumun yanında olan bir tavırla hareket etmektedir. Yakında küresel güçler, Türkiye muhalifleri gibi Rabbin kralı olan Erdoğan ile mücadele edecekler. Batıl hakkı deviremeyince şiddete başvuracak. Küresel güçler, kaybolan egemenliklerini geri kazanmak için doğruluğun önderi Erdoğan’ın ülkesine saldırı kararı alacaklar. Ve Türkiye halkı doğruluğun barışın ve insanlığın yanında oldukça Tanrı onlarla beraber olacak. Gün gelecek tüm düşmanlar Türkiye’nin etrafını sarıp saldırı planları yaptıklarında Türkiye halkı korkmayacak. Bu arada küresel afetler çok şiddetlenecek. İnsanlar bir sağdan bir soldan her yerden afet haberleri alacaklar. Çünkü şeytan’ın tayfasına öfkelenen Tanrı halkına sahip çıkıyordu. Vaat ettiği gibi ve onlara kurtuluşu verecekti. Ve zalimlerin haksızlık ve ölümler üzerinden kazanacağı dünya ısrarı onların sonu olacaktı.
Ey İblis, sen insanlığı birbirine düşürüp yok etmek istedin. Onları doğru yoldan saptıramayıp hak ile başa çıkamayınca gücüne güvendin. Sen şiddeti seçersen Tanrı da seçer. Ve sonuçta kaybeden sen olursun.





» Mehdi nereden çıkacak - www.forumana.com

  Alıntı ile Cevapla
Alt 25-Mart-2014, 18:13   #3 (permalink)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
Standart Cevap: Mehdi nereden çıkacak

Teşekürler





» Mehdi nereden çıkacak - www.forumana.com

  Alıntı ile Cevapla
Alt 28-Mart-2014, 18:51   #4 (permalink)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
Standart Cevap: Mehdi nereden çıkacak

Günümüz de her yer mehdi kaynıyor.

Sanırım bu gidişle yakında benim cebimden çıkacak.






» Mehdi nereden çıkacak - www.forumana.com

  Alıntı ile Cevapla
Alt 30-Ocak-2015, 22:22   #5 (permalink)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
Standart Cevap: Mehdi nereden çıkacak

Konu için teşekkür ederim





» Mehdi nereden çıkacak - www.forumana.com

  Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Yukarıdaki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.

Etiketler
cikacak, mehdi, nereden


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:39.

Forum Künyemiz
Uyarı

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2011 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
Açılış Tarihi : 05.12.2011
Kuruluş Tarihi : 20.11.2011
Hazırlayan & Tasarlayan : Forumana.com
 

Sosyal paylaşım platformu olan Forumana.com sitemizde, kullanıcılar 5651 sayılı kanunun ilgili maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı kaynaklı herhangi bir durumdan Forumana.com sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimleriniz/sorunlarınız/istekleriniz ve şikayetleriniz için İletişim panelinden bizlere ulaşabilirsiniz, Forumana.com yönetimi en geç "3" iş günü içerisinde dönüş yapacaktır. Platformumuz; kişilik ve telif hakları korunumu, illegal paylaşım ve korsanla mücadele konusunda yetkililere yardımcı olmayı ilke edinmiştir.

Forum, Forumlar, Forum Sitesi, Etiket, Sitemap, Arşiv