Forumana.com, Forum, Forum Sitesi, Forumlar

Forum KayıtForum Kayıt ForumForum OyunlarOyunlar MesajlarMesajlar GruplarGruplar Üye GruplarıYönetim RadyoFM DinleRadyoFM TwitterTwitter FacebookFacebook İletişimİletişim
 


Forum Forumlar Forum Sitesi Forum Grup Forum Albüm Forumları Okudum
Go Back   Forumana.Com - Forum, Forumlar, Forum Sitesi Din Bölümü İslamiyet Din ve İnanç

Tanrı’nın varlığını kabul etmeyen inançlar

 Din ve İnanç forumunda yer alan Tanrı’nın varlığını kabul etmeyen inançlar konusu, Tanrı’nın varlığını kabul etmeyen inançlar Tanrı’nın varlığını kabul etmeyen inançlar Sayıları onlarca olan din dışı inanç sistemleri vardır. Günümüzde halen dikkat çeken ve yeni taraftar bulabilen , Tanrı’nın varlığını kabul ...



Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 24-Ocak-2015, 21:58   #1 (permalink)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
Standart Tanrı’nın varlığını kabul etmeyen inançlar

Tanrı’nın varlığını kabul etmeyen inançlar

Sayıları onlarca olan din dışı inanç sistemleri vardır. Günümüzde halen dikkat çeken ve yeni taraftar bulabilen , Tanrı’nın varlığını kabul etmeyen belli başlı inançları , şu şekilde sıralayabiliriz:
• Ateizm
• Agnostisizm
• Budizm
• Taoizm
• Konfüçyüscülük
• Gnostisizm
Dini ve din dışı inanç sistemlerinin farklılıkları gözlemlenebilir olgulardır. Öne çıkan bu belirgin farklılıklar genelde şöyle ifade edilmektedir.
• Bilime verdikleri önem
• Özellikle Uzakdoğu inançlarının; kişisel ve toplumsal erdemler ile ahlaki iyilik kavramlarına atfettikleri yüksek değer
Ateizm
Ateizm , Tanrı’nın varlığını kabul etmemesinin yanısıra, tüm dinlere karşı olmayı ve her türlü Tanrı tanımına inançsızlığı da içine alır. Ateizm, felsefi bir inanç sistemi olmaktan uzak , Tanrı inancına karşı çıkan bir inanç anlayışıdır. Her ne kadar yaygın bir anlayış olmasa da , genelde dinsel taassuba karşı çıkan ve neticesinde özellikle 18. yüzyıl Fransız Aydınlanması’nda savunulmaya başlanan marjinal bir felsefi görüştür.
Ateistlerin öne sürdüğü önemli savlardan biri , “nedeni olmayan neden“ olarak Tanrı’nın var olamayacağı tezidir. Locke’nin (1632-1704) ve panteizm’in öncüsü Spinoza’nın (1632-1677) Hıristiyanlığın dogmalarına yönelik olarak yaptıkları sert eleştirilerle şekillendiği öne sürülebilir. Burada dikkat çeken husus, bu iki filozofun aynı yılda doğmuş olmaları ve önemli olan , şüphesiz o yıllarda Avrupa’da alevlenen Hıristiyanlığın engizisyon baskılarının artmış olmasıdır. 18. yüzyılda panteistlerin görüşünü destekleyen Denis Diderot (1713-1784), bir Fransız aydını olarak, Hıristiyanlığın dogmalarına en sert saldırıları yapan düşünürdür.
Kanımca , o dönem diğer bir Fransız aydını olan Baron d’Holbach (1723-1789) ateizmin materyalistik düşünce filizlerine ilk cansuyunu veren filozoftur. Dd’Holbach’a göre Tanrı kavramı inancı , bazı doğa olayları karşısında duyulan korkular ile cahillikten kaynaklanır. Ve d’Holbach , Tanrı inancını insanın bilgisizliğinin ve sefaletinin ana nedeni olarak kabul eder. 19. yüzyılın ateistlerine göre ateizm, insanı; cin , peri gibi korkulardan , vicdan azaplarından korur , özgür yapar ve “öbür dünya” korkusunu yok etmesi nedeniyle insanın bu dünyadaki yaşamından tat almasını sağlayan bir anlayıştır. Tanrı’nın varlığını savunanlarla devamlı mücadele eden ve dinsizliğin savunuculuğunu yapan eylemcilerden , Friedrich Nietzsche (1804-1904) , Karl Marx (1818-1883) , Sigmund Freud (1856-1940) bu felsefenin en önemli bayraktarlarıdırlar. Nietzsche’ye göre Tanrı yoktur.
Onun görüşünde , Tanrı’nın yerini , O’nun özelliklerinin farkına varan “üstün insan” almıştır. Karl Marx, Tanrı ve din inancını , acıları yatıştırmaya yönelik , uyuşturucu bir anlayış olarak nitelendiriyordu. Benzer bir şekilde Sigmund Freud da dini , insanların afyonu ve anne , babaların çocuklarını bir tür avutma ve korkutma arayışının çabası olarak görüyordu.
1964 yılında Nobel Edebiyat ödülünü kabul etmeyen Jean Paul Sartre da, (1905-1980) 20. yüzyılın önde gelen ateislerinden biri olarak, insanın özgür olmasının yolunun Tanrı’nın yokluğundan geçtiğini ve bunun nedeninin de Tanrı’nın varlığının , insanın özgür olarak kendi değerlerini yaratmasını engelleyeceğini ifade ediyordu. Ateizmin öncüsü olarak her ne kadar Baron d’Holbach’ı işaret etsek de , ateist görüşün yayılmasını , Charles Darwin’in (1809-1892) evrim ile ilgili bazı açıklamaları tetiklemiştir. Örneğin , Darwin’in “biyolojik varlıkların yok olmamak için vahşet içinde savaş sürdürdüğü bir ortamda Tanrı kavramı düşünülemez” sözü bu tetikleyici unsurlara örnektir.
Albert Einstein (1879-1955) Alman fizikçi , Charles Darwin (1809-1882) İngiliz doğa bilimci , Bertrant Russell (1872-1970) İngiliz filozof, Robert Ingersoll (1833-1899) ABD’li politikacı , 20. yüzyılın ünlü agnostikleridir. 18. yüzyılda güçlenmeye başlayan ateizm , çeşitli sıfatlarla sınıflandırılmıştır. Teorik ateizm , pratik ateizm , negatif ateizm, pozitif ateizm ve mutlak ateizm belli başlı sınıflamalardır.
• Teorik ateizm- Teizm inancına karşı tezler ileri sürer ve Yaradan inancına yer veren diğer inanç sistemlerini reddeder.
• Pratik ateizm- Tanrı’nın varlığını inkâr etmeyen ancak Tanrı’nın herhangi bir görevi olmadığından gereksizliğine inanan bir görüştür.
• Negatif ateizm- Tanrı varlığının prensip olarak mümkün olabileceğini ancak var olduğuyla ilgili hiçbir kanıtın olmadığına inanan anlayıştır.
• Pozitif ateizm- Tanrı’nın var olduğunu reddeden gerekçelere dayanarak, Tanrı’nın var olması mümkün değildir diyen bir ateizm sınıfıdır.
• Mutlak ateizm- Tanrı’yı reddetmenin ötesinde , Tanrı fikrini bile kabul etmeyen bir yaklaşımdır. Bütün bu inanç sınıflarının ortak özelliği , bu tarz düşünen kişilerde Tanrı inancının olmamasıdır.
Agnostisizm
Agnostisizm , insanın “bilme” yeterliliğinin sınırlı olduğunu , görülebilenin arkasındaki hakikatin ne olduğunun anlaşılamayacağını ve bu nedenle de Tanrı’nın varlığının “bilinemez” olduğunu savunur. Agnostisizm ,19. yüzyılın sonlarına doğru ünlü biyolog Thomas Henry Huxley (1825-1895) tarafından ortaya atılmıştır. Tanrı’nın hiçbir şekilde bilinemeyeceğini öne süren bu anlayış , dinlerin de Tanrı’dan gelmediğine inanır. Bu nedenle Agnostisizm , Tanrı’yı kesinlikle kabul eden teizm’den ve Tanrı’yı değişik tanımlarla ifade eden deizm , panteizm ve pan-enteizmden ayrılır.
Agnostik düşünce , tüm dinleri ve diğer öne çıkan felsefi inançların Tanrılarını reddetmekle beraber ; doğaya müdahale etmeyen , belki bilinci bile olmayan bir Tanrı’nın var olup olamayacağının dahi bilinemeyeceğini savunur. Ve bu anlayış ile agnostisizm , “kesinlikle Tanrı yoktur” diyen ateizm’den ayrılır. Kökeni Yunan sofistlerine kadar uzanan agnostisizm , Yunanca’da “bilinemez olan“ anlamını taşıyan “agnostos“ kelimesinden gelmiştir.
“Bilinemezlik“ anlamına gelen bir inanç kavramı bir bütünsellik öğretisi değildir. Tanrı varlığının kesinleşmiş bilgiden yoksun olması gerekçesi ile ortaya çıkmıştır. Ve insanın görülebilenin arkasındaki gerçekliği kavrayamaması nedeniyle de bir tür inanç olgusuna dönüşmüştür.
Taoizm , Budizm , Konfüçyüscülük
Ansiklopedik bilgilere göre Taoizm ve Budizm , Çin kültürünün Konfüçyüscülük kadar önemli inanç sistemlerindendir. Bu nedenle bu sistemlerin her biri diğerlerinin tamamlayıcısı olarak algılanır. Taoculuk ve Budacılık , Konfüçyüscülüğün ağırlıklı olarak vurgulamadığı spiritüellik ve gizemcilik boyutunu taşırken ; Konfüçyüscülük , Çin kültürünün devlet yönetiminde ve kamu yaşamında ilham kaynağı olmuştur.
Taoizm , Budizm ve Konfüçyüscülük inançlarında , Yaratıcı bir Tanrı’ya tapılmıyor . Özellikle Taoizm ve Budizm’de, insanlığın faziletlerinden ve “ahlâksal iyilik“ kavramlarından söz ediliyor. Örneğin Taoizm üç mücehver olarak adlandırılan ; şevkat , iyilik ve tevazu üzerine inançsal bir felsefe olarak öne çıkarken ; Budizm; farkındalık , iyi kalplilik ve bilgelik ilkelerine vurgu yapan inanç anlayışıdır.
Taoizm
Taoizm, Çin’in en eski inançlarından biridir ve milattan altı asır önce ortaya çıkan bu inanç, günümüze kadar varlığını korumuştur. Taoizm’in kurucusu olarak anılan Lao-Tzu’nun M.Ö. 507 yılında doğduğu tahmin ediliyor. Lao-Tzu’nun kitabı “Tao-te-Ching“, Güç anlamına geliyor. Taoizm’in kaynağı mistik panteizm olarak algılanırken ; Tao, yaradılışın nedenidir. Tao görülemeyen , dokunulamayan , kavranılamayan bir sebeptir. Hiçbir şeye muhtaç olmayan Tao, insanlığın rehberidir. Taoizm’in en önemli öğeleri, üç ana prensipte ifade edilebilir.
• Her şeyin iyi olmasını sağlamak
• Şevkatli ve mütevazi olmak ve nefsini gururdan uzak tutmak.
• Basit bir yaşamı benimsemek ve tutumlu olmak
Taoizm’e inananların sayısı yaklaşık 6 – 7 milyon olup , taraftarlarının büyük bir bölümü Güney Kore’de bulunmaktadır.
Budizm
Budizmde milattan altı asır önce , lakabı Buda olan Sidharta Gotama tarafından kurulmuştur. Hindistan hükümdarlarından birinin oğlu olan Sidharta , 29 yaşında iken saraydan ayrılır ve bir gün derin düşünceye daldığında, aydınlanmış bir mertebeye ulaştığını hisseder ve 35 yaşında Buda adını alır. Bu inanca sahip olanların amacı “ Nirvana“ ya ulaşmaktır. Kişi; kederi , elemi , eziyeti , çileyi ve acıyı yenebilmeyi öğrenip; iyi bir budist olarak yaşayabilirse Nirvana’ya ulaşabilir. Budizm’in önemli vasıfları şöyle özetlenebilir:
• Acılara katlanabilmek
• İnsanların acılarını gidermeleri konusunda onlara yardımcı olmak ve paylaşmak
• Merhametli ve iyi bir insan olmak
• Farkındalığa ve böylece bilge seviyesine ulaşmak
Bir incir ağacının altında, 49 gün süren nefes meditasyonundan sonra aydınlanmaya ulaşan Buda, 80 yaşında Hindistan’da ölmüştür. Ölümünden sonra Budizm; Doğu , Güneydoğu ve Kuzey Asya’ya yayılmıştır. Dünyada yaklaşık 375 milyon Budizm inancına sahip insan olduğu tahmin ediliyor.
Konfüçyüscülük
Konfüçyüscülük inancının kurucusu Konfüçyüs (M.Ö.551-M.Ö. 479) bir sosyal filozoftu. Konfüçyüscülük; ahlâki , felsefi , politik ve sosyal düşüncelerden oluşan bir sistem olup , Doğu Asya’daki bazı devletlerin “kamu inancı“ olarak da yaşanmıştır. Konfüçyüs inancının çarpıcı bir yönü , felsefesinin ahlâk değilde siyaset ağırlıklı olmasıydı. Ayrıca dikkat çeken bir prensibi de denge ve uyum arasındaki anlam ilişkisi idi.
Konfüçyüs, dengenin ; keder , neşe , kızgınlık , zevk duygularına kapılmamak olduğunu ; uyumun ise, bu duyguların ortaya çıkması ile gerçekleştiğini savunurdu. Kendi görüşüne göre sistemin amacı, toplumları siyasi bir eğitimle mutluluğa götürmek olmalıydı. Taoizm’de ve Budizm’de olduğu gibi, Konfüçyüscülükte de, erdemi ifade eden öğretiler vardır.
Konfüçyüscülük;
• İyilik
• Doğruluk
• Edeplilik
• Akıllılık
• Güvenirlilik
olarak sayılan beş erdemin yaygınlaştırılması üzerine inşa edilmiştir.
Çin kültürünün temel gelişiminin bir parçası olan Konfüçyüscülüğün, 20. Yüzyıl ortalarında hemen hemen tümüyle reddedilme aşamasını başlatan, Çin’in batı kültürlerine açılması, siyasi katı kurallara sahip olması ve zaman içinde geçmişten gelen devşirme inanç düzenlemelerine karşı yapılan eleştiriler ve gösterilen tepkilerdir.
Konfüçyüscülüğün çöküşünün ana nedeni Çin’de siyasetin, inancın yerini alma eğilimidir. Bu nedenle siyasetin ideolojisi inancın ve bilimin önüne geçmemesidir ilkesinin önemli bir deneyi konfüçyüscülüktür.
Gnostisizm
Bu inanç akımının ismi, Yunanca’daki “gnostikos“ yani “bilgiye sahip insan“ kelimesinden türetilmiştir. Bu inanç, Tanrı bilgisine anlık sezgi ve aydınlanma ile ulaşılabileceğini iddia eder. Bu anlayışın savunucuları da agnostikler gibi , teizmin Tanrı’nın mutlak bilgisine ulaşmada yetersiz kaldığı görüşünü taşırlar. Ve bu olguyu benimseyenler genelde, Hermetisizm ve Sabiilik anlayışına benzer sınırlı bir tarikat yaşamı sürdürürler.
Bir inanç olan gnostisizm , bazı düşünürlerce , Hıristiyanlık anlayışında bir dinin ya da topluluğun inançlarına ters düşen inançlara sahip kimseler anlamına gelen hermetik’lerin inancı olarak nitelenmiştir. Gnostiklerin dayandığı bilgi , göreli olmayan ve kendi başına bütüncül sayılan bir olgu niteliği taşır. Ve bu bilgi , dinsel bilgilerin üzerinde kurgu öğeleri taşıyan bir bilgidir.
Gnostisizm inananları, Hazreti İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğuna inanmazlar. Onlara göre Hazreti İsa herkes gibi bir insandır. Gnostisizmin öncüleri 1 inci ve 2 inci yüzyılda yaşamışlar ve hemen hemen hepsi reenkarnasyona inanmışlardır. Gizemci tarikat adamları olan gnostikler , dilimizde “bilinirciler“ adıyla anılırlar.





» Tanrı’nın varlığını kabul etmeyen inançlar - www.forumana.com

  Alıntı ile Cevapla
Alt 30-Ocak-2015, 22:20   #2 (permalink)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
Standart Cevap: Tanrı’nın varlığını kabul etmeyen inançlar

Konu için teşekkür ederim





» Tanrı’nın varlığını kabul etmeyen inançlar - www.forumana.com

  Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Yukarıdaki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.

Etiketler
etmeyen, inanclar, kabul, tanri’nin, varligini


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 15:26.

Forum Künyemiz
Uyarı

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2011 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
Açılış Tarihi : 05.12.2011
Kuruluş Tarihi : 20.11.2011
Hazırlayan & Tasarlayan : Forumana.Com
 

Sosyal paylaşım platformu olan Forumana.Com sitemizde, kullanıcılar 5651 sayılı kanunun ilgili maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı kaynaklı herhangi bir durumdan Forumana.Com sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimleriniz/sorunlarınız/istekleriniz ve şikayetleriniz için İletişim panelinden bizlere ulaşabilirsiniz, Forumana.Com yönetimi en geç "3" iş günü içerisinde dönüş yapacaktır. Platformumuz; kişilik ve telif hakları korunumu, illegal paylaşım ve korsanla mücadele konusunda yetkililere yardımcı olmayı ilke edinmiştir.

Forum, Forumlar, Forum Sitesi, Etiket, Sitemap, Arşiv