Forumana.com, Forum, Forum Sitesi, Forumlar

Forum KayıtForum Kayıt ForumForum OyunlarOyunlar MesajlarMesajlar GruplarGruplar Üye GruplarıYönetim RadyoFM DinleRadyoFM TwitterTwitter FacebookFacebook İletişimİletişim
 


Forum Forumlar Forum Sitesi Forum Grup Forum Albüm Forumları Okudum
Go Back   Forumana.Com - Forum, Forumlar, Forum Sitesi Eğitim & Öğretim Kariyer & Kişisel Gelişim

Içsel dinamikler

 Kariyer & Kişisel Gelişim forumunda yer alan Içsel dinamikler konusu, Içsel dinamikler Içsel dinamikler İçsel Hoşnutluk Bir öğleden sonra, Dalai Lama ile buluşmak için yolumun üzerindeki otel otoparkım geçerken, yeni bir Toyota Land Cruiser'e bakmak için durdum, uzun süredir bu ...



Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-Mayıs-2014, 15:53   #1 (permalink)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
Standart Içsel dinamikler

Içsel dinamikler

İçsel Hoşnutluk Bir öğleden sonra, Dalai Lama ile buluşmak için yolumun üzerindeki otel otoparkım geçerken, yeni bir Toyota Land Cruiser'e bakmak için durdum, uzun süredir bu tip bir araba istiyordum. Toplantımıza başlarken aklımda hala bu araba olduğu halde şöyle bir soru sordum, "Bazen, tüm kültürümüz, yani Batı kültürü, maddi kazançlar üzerine kurulmuş gibi geliyor, sanki çevremiz alınacak en yeni şeyler, en son model arabalarla sarılmış, bunların bombardımanına tutulmuş gibiyiz. Bundan etkilenmemek zor. İstediğimiz, arzuladığımız o kadar çok şey var ki... Sanki hiç bitmeyecek gibi. Biraz bu konuda konuşabilir misiniz?" "Sanırım, iki tür arzu var," diye cevap verdi Dalai Lama. "Bazı arzular olumludur. Mutlu olma arzusu gibi. Bu kesinlikle doğrudur. Barış içinde yaşama arzusu gibi. Daha uyumlu, daha dost bir dünyada yaşama arzusu gibi. Bazı arzular çok yararlıdır.


Fakat bazı durumlarda, arzular mantıksız olabilir. Bu genellikle insanın basını belaya sokar. Örneğin, bazen süpermarketlere giderim. Süpermarketlere gitmeyi gerçekten çok severim, çünkü orada bir çok güzel şey görebiliyorum. Tüm bu değişik şeylere baktığımda, içimde bir arzu uyanır ve ilk dürtü bunu da istiyorum, şunu da istiyorum,' olabilir. Sonra, ikinci bir düşünce belirir, kendi kendime sorarım, 'Buna gerçekten ihtiyacım var mı?' Cevap genellikle hayırdır. Eğer ilk arzunu, ilk dürtüyü izlersen, kısa sürede ceplerin boşalacaktır, Halbuki kişinin yiyecek, giysi ve barınak gibi temel ihtiyaçlar üzerine kurulmuş arzu seviyesi daha mantıklı bir şeydir.

"Bazen, bir arzunun olumlu ya da olumsuz olması, içinde yaşadığınız toplumun şartlarına bağlıdır. Örneğin, arabanın günlük hayatınızı yürütmenizde gerekli olduğu bir refah toplumunda yaşıyorsanız, o zaman tabii ki bir arabaya sahip olmayı arzu etmenin yanlış bir yanı yoktur. Fakat, Hindistan'da, arabanız olmasa bile hayatınızı gayet iyi devam ettirebileceğiniz yoksul bir köyde yaşıyorsanız, onu alacak paranız olsa bile, bu araba size sorun olabilir. Komşularınız arasında rahatsızlık yaratabilir ya da buna benzer şeyler olabilir. Ya da daha varlıklı bir toplumda yaşıyorsanız ve arabanız olduğu halde daha pahalı arabalar istiyorsanız, bu da sizi aynı tür sorunlara götürür."


"Fakat," diye tartışmaya çalıştım, "eğer parasını ödeyebilecekse daha pahalı bir araba istemenin ya da satın almanın kişiye neden sorun çıkarabileceğiniül anlamıyorum. Komşularınızdan daha pahalı bir arabaya sahip olmak, onlar için bir sorun olabilir - belki de sizi kıskanabilirler - fakat yeni bir arabaya sahip olmak size bir tatmin duygusu ve ---if verir." Dalai Lama basını salladı ve kibarca şöyle cevap verdi, "Hayır .... Kendini tatmin tek basma bir eylemin olumlu ya da olumsuz olduğunu belirlemez. Bir katil, cinayeti işlediği sırada bir tatmin duygusu yaşayabilir fakat bu, onun eylemini haklı çıkarmaz. Tüm ahlak dışı davranışlar - yalan söyleme, hırsızlık, cinsel suistimal, v.b. - o sırada bir tatmin duygusu alan kişiler tarafından yapılabilir. Olumlu ve olumsuz arzu veya eylemler arasındaki sınır, size anlık bir tatmin duygusu verip vermedikleri değil sonuçlarının olumlu ya da olumsuz olmalarıdır. Örneğin daha pahalı eşyalara sahip olma isteği sadece fazlasını ve daha fazlasın! isteme düşüncesine dayanıyorsa, giderek elde edebileceklerinizin sınırına ulaşırsınız; gerçeğe karşı gelirsiniz. Bu sınıra ulaştığınızda da, tüm umudunuzu kaybeder, depresyona düşer ya da benzeri şeyler yaşarsınız. Bu tür arzunun doğasında böyle bir tehlike vardır.


"Sanırım bu tür bir aşın arzulama kişiyi açgözlülüğe, arzunun, ihtiyaç fazlası üzerine dayanan aşırı bir şekline götürmektedir. Açgözlülükte aşırıya kaçtığınızda, kişiyi bir hayal kırıklığına, bir hayli akıl karışıklığına ve soruna götürdüğünü göreceksiniz. Açgözlülüğün en belirgin özelliği, kişi bir şeyi elde etme isteği hissettiğinde, onu elde ederek tatmin olmamasıdır. Bu nedenle bir tür sınırsızlık, dipsizlik mey dana gelir ve bu da soruna yol açar. Açgözlülüğün ilginç bir yanı da her ne kadar temeli oluşturan güdü bir tatmin aramak olsa da arzuladığınız nesneyi elde ettikten sonra hala tatmin olmamış olmanızdır. Açgözlülüğün gerçek panzehiri hoşnutluktur. Eğer gerçekten hoşnut olmuşsanız, o nesneye sahip olup olmadığınız hiç önemli değildir, gene de hoşnutsunuzdur."


Peki, içsel hoşnutluğa ulaşmayı nasıl başarabiliriz? Bunun iki yöntemi vardır: Yöntemlerden biri arzuladığımız her şeyi -para, ev, araba, mükemmel eş ve mükemmel beden- elde etmektir. Dalai Lama, bu yaklaşımın zayıf tarafım belirtmiştir; eğer istek ve arzularımız kontrolden çıkarsa, önünde sonunda istediğimiz fakat elde edemeyeceğimiz bir şeyle karşılaşırız. ikincisi ve daha güvenilir olanı, istediğimizi elde etmek yerine elimizde olanı isteme ve onun değerini bilme yöntemidir.


Bir sonraki gece, Christopher Reeve ile yapılan bir televizyon röportajım izliyordum. Aktör 1994'de attan düşerek omuriliğim yaralamış ve bu kaza boynundan aşağısının felç olmasına, nefes almak için bile mekanik bir havalandırma aletine ihtiyaç duymasına neden olmuştu. Kendisine, bu durumun yarattığı depresyonla nasıl başa çıkabildiği sorulduğunda Reeve, hastanenin yoğun bakım odasında olduğu sırada, kısa bir ümitsizlik dönemi geçirdiği yanıtım verdi. Daha sonra, bu ümitsizlik hissinin giderek hızla kaybolduğunu ve şimdi kendinı gerçekten "şanslı bir adam" olarak kabul ettiğini söyledi.


Sevgi dolu bir eş ve çocuğunun kutsamasından ve ayrıca modern tıptaki hızlı gelişmelerden de bahsetti (modern tıbbın, bir sonraki on yıl içinde omurilik yaralanmaları için bir tedavi bulacağı tahmin edilmektedir) ve bundan bir kaç sene önce yaralanmış olsaydı bu kazanın onu öldüreceğini de söyledi. Reeve, oluşuna alışma sürecim anlatırken, ümitsizlik duygularının göreli olar,ak hızlı bir şekilde sona ermesine rağmen ilk başlarda, başkalarının "yukarı çıkıp bir şeyler alacağım" gibi masum sözleriyle başlayabilen aralıklı kıskançlık spazmları duyduğunu söyledi. Bu duygularla başa çıkmayı nasıl öğrendiğim anlatırken şöyle dedi, "Hayata devam etmenin tek yolunun elindekilere bakmak, hala ne yapabileceğini görmek olduğunu anladım; neyse ki beynimde herhangi bir zedelenme olmamıştı, hala kullanabileceğim bir beynim vardı." Reeve, elinde kalan kaynaklar üzerinde yoğunlaşarak, farkındalığı artırmak, halkı omurilik yaralanmaları hakkında eğitmek ve başkalarına yardım etmek için zihnin! kullanmayı seçmiştir ve konuşmalar yapmak, yazmak ve film yönetme planları vardır.


Mutluluğu zenginlik, pozisyon ve hatta bedensel sağlık gibi dışsal kaynaklarda aramak yerine zihinsel tutumumuz üzerinde çalışmamızın mutluluğa ulaşmak için nasıl daha etkili olduğunu gördük. Bir başkası içsel mutluluk kaynağı, içsel hoşnutluk duygusu ile yakından bağlantılı olan kendine değer verme duygusudur. Dalai Lama, bu kendine değer verme duygusunu geliştirmek için en etkili temeli tanımlarken şöyle bir açıklama yapmıştır:


"Örneğin diyelim ki benim derin bir insani duygum, kolaylıkla iyi dostluklar kurma kapasitem yok. Bu olmadan, ülkemi kaybediğimde ve Tibet'teki siyasi otoritem sona erdiğinde, bir mülteci olmak çok zor olurdu. Ben Tibet'teyken, siyasi sistemin kurulma tarzından dolayı, Dalai Lama'nın makamına ve bana karşı gerçek bir sevgi besleyip beslemediklerine bakılmak sizin bana bağlı insanlara karşı duyulan belli bir saygı vardı. Fakat, insanların benimle olan ilişkilerinin temeli sadece buna dayansaydı, ülkemi kaybettiğimde, durum son derece zor olurdu. Diğer dost insanlara anlatabileceğin bir başka değer ve itibar kaynağı vardır. Bunu onlara anlatabilirsin çünkü sen toplum içindeki bir insansın. Sen bu bağı paylaşıyorsun. Ve bu insani bağ, bir değer ve itibar duygusunun dogması için yeterlidir. Bu bağ, her şeyi kaybetmen durumunda bile bir teselli kaynağı olabilir."


Dalai Lama, bir yudum çay almak için bir an durdu sonra başım sallayarak ekledi, "Maalesef, tarihi okuduğunda, geçmişte bazı siyasi ayaklanmalara bağlı olarak yerlerim kaybeden imparator ve kralların ül---i terk etmeye zorlandıkları olaylar okursun, hikayenin sonrası da onlar adına pek iyi değildir. Sanırım, diğer dost insanlara karşı sevgi ve bağlılık duygusu olmadan, hayat çok zor oluyor. "Genel olarak konuşursak, iki tip insan sayabiliriz: Bir yanda varlıklı, başarılı, çevresi yakınlarıyla dolu bir kişi vardır. Eğer bu kişinin itibar kaynağı ve değer anlayışı sadece maddeye bağlı ise, zenginliği var olduğu sürece belki bir güvenlik duygusunu koruyabilir. Fakat zenginliğin kaybolduğu anda, bu kişi gideceği başka bir sığınak olmadığı için acı çekecektir. Diğer yandan, benzeri ekonomik durumun ve parasal başarıların tadım çıkaran bir kişiyi düşünelim, fakat aynı zamanda bu kişi sıcak, sevgi dolu ve şefkat duygusuna sahiptir. Bu kişinin, ona itibar kazandıran bir başka değer kaynağı, bir başka dayanak noktası olduğu için, zenginliğin! kaybetse bile depresyona düşme ihtimali daha azdır. Bu tür mantık yürütme yoluyla, içsel bir değer duygusu geliştirmedeki insani sıcaklığın ve sevginin işlevsel değerim görebilirsin."





» Içsel dinamikler - www.forumana.com

  Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Yukarıdaki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.

Etiketler
dinamikler, icsel


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:30.

Forum Künyemiz
Uyarı

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2011 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
Açılış Tarihi : 05.12.2011
Kuruluş Tarihi : 20.11.2011
Hazırlayan & Tasarlayan : Forumana.Com
 

Sosyal paylaşım platformu olan Forumana.Com sitemizde, kullanıcılar 5651 sayılı kanunun ilgili maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı kaynaklı herhangi bir durumdan Forumana.Com sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimleriniz/sorunlarınız/istekleriniz ve şikayetleriniz için İletişim panelinden bizlere ulaşabilirsiniz, Forumana.Com yönetimi en geç "3" iş günü içerisinde dönüş yapacaktır. Platformumuz; kişilik ve telif hakları korunumu, illegal paylaşım ve korsanla mücadele konusunda yetkililere yardımcı olmayı ilke edinmiştir.

Forum, Forumlar, Forum Sitesi, Etiket, Sitemap, Arşiv