Forumana.com, Forum, Forum Sitesi, Forumlar

Forum KayıtForum Kayıt ForumForum OyunlarOyunlar MesajlarMesajlar GruplarGruplar Üye GruplarıYönetim RadyoFM DinleRadyoFM TwitterTwitter FacebookFacebook İletişimİletişim
 


Forum Forumlar Forum Sitesi Forum Grup Forum Albüm Forumları Okudum
Go Back   Forumana.Com - Forum, Forumlar, Forum Sitesi Eğitim & Öğretim Kariyer & Kişisel Gelişim

Zevkle yaşamak

 Kariyer & Kişisel Gelişim forumunda yer alan Zevkle yaşamak konusu, Zevkle yaşamak Zevkle yaşamak Dalai Lama'yi Arizona'da verdiği konferanslardan bir kaç ay sonra, Dhramsala'daki evinde ziyaret ettim. Gerçekten de sıcak ve nemli bir Temmuz öğlen sonrasıydı ve köye doğru yaptığım ...



Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-Mayıs-2014, 15:53   #1 (permalink)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
Standart Zevkle yaşamak

Zevkle yaşamak

Dalai Lama'yi Arizona'da verdiği konferanslardan bir kaç ay sonra, Dhramsala'daki evinde ziyaret ettim. Gerçekten de sıcak ve nemli bir Temmuz öğlen sonrasıydı ve köye doğru yaptığım kısacık bir tırmanış bile, evine kan ter içinde varmama yetmişti. Kuru bir iklimden geldiğim için, o günkü nemi neredeyse dayanılmaz buluyordum ve konuşmaya oturduğumuzda pek de iyi bir ruh hali içinde değildim. O ise, son derece ---ifli görünüyordu. Konuşma biraz ilerleyince, zevk konusuna geldik. Tartışmanın bir noktasında hayati derecede önemli bir bildiride bulundu: "Günümüzde insanlar kimi zaman mutluluğu, zevk ile karıştırıyorlar. Örneğin, kısa bir süre önce Rajpur'da Hintli bir dinleyici kitlesine konuşuyordum. Hayatın amacının mutluluk oldugunu belirttim, dinleyicilerden biri, Rajneesh'in en mutlu anlarımızın cinsel birleşme sırasında olduğunu öğrettiğim, bu nedenle de insanın cinselliği yoluyla en büyük mutluluğa ulaşabileceğim söyledi," Dalai Lama içten bir şekilde güldü. "Benim bu konuda ne düşündügümü bilmek istiyordu. Benim bakış acıma göre en yüksek mutluluk noktasının, kişinin artık bir acının olmadığı Özgürlük durumuna ulaşması olduğu cevabım verdim. Bu gerçek, sonsuz mutluluktur. Gerçek mutluluk, zihin ve kalp arasında daha fazla bağlantı kurar. Esas olarak bedensel zevke bağlı olan mutluluk sabit değildir, bir gün oradayken bir sonraki gün orada olmayabilir."


Bu, görünüşte oldukça bilindik bir gözlem gibi gelebilir; tabii ki mutluluk ve zevk iki farklı şeydir. Fakat, insanoğlu bu ikisini sık sık karıştırmaya eğilim göstermektedir. Eve döndükten kısa bir süre sonra bir hastayla yaptığım terapi sırasında, bu basit gerçeğin ne kadar geçerli olduğunun somut bir göstergesini gördüm. Heather, Phoenix'de profesyonel danışman olarak çalışan, genç ve bekar bir hanımdı. Her ne kadar sorunlu gençlerle çalışmaktan zevk alsa da bir süredir bu bölgede yaşamak ona gittikçe daha dayanılmaz gelmeye başlamıştı. Artan kalabalıktan, trafikten ve yazın bunaltıcı sıcaktan şikayet edip duruyordu. Dağlarda güzel küçük bir kasabada kendisine iş teklif edilmişti. Aslında, bu kasabayı pek çok kereler ziyaret etmişti ve bir gün oraya taşınmayı düşlüyordu. Mükemmeldi. Tek sorun, kendisine önerilen işin yetişkin hastalarla ilgili olmasıydı. Haftalar boyunca, işi kabul edip etmemesi gerektiği hakkında karar vermeye çalışmıştı. Zihnini bir türlü toplayamıyordu. Durumun, olumlu ve olumsuz yanlarının bir listesin! yapmaya çalıştı fakat her iki yan da can sıkıcı bir şekilde eşitti.


"Bu işten, burada yaptığım iş kadar zevk almayacağımı biliyorum, fakat o kasabada yaşamanın zevki bunu fazlasıyla telafi edecektir. Sadece orada olmak bile kendimi iyi hissetmem! sağlıyor. Ve buranın sıcağı beni hasta ediyor. Ne yapmam gerektigini bilmiyorum," diye açıkladı. "Zevk" kelimesini kullanması bana Dalai Lama'nın sözlerini hatırlattı ve biraz sorgulayıcı bir şekilde, "Oraya taşınmanın sana daha büyük bir mutluluk mu yoksa daha büyük bir zevk mi getireceğim düşünüyorsun?" diye sordum. Soruyu nasıl yanıtlayacağından emin olamayarak bir an için durdu. Sonunda cevap verdi, "Bilmiyorum... Biliyor musun, sanırım bu bana mutluluktan çok zevk getirecek .... Sonuçta, bu hastalarla çalışırken gerçekten mutlu olamayacağımı sanıyorum. isimde, çocuklarla çalışmak bana gerçekten büyük bir tatmin sağlıyor..."


ikilemine sadece "Bu, beni mutlu kılacak mı?" soruşu ile yeni bir iskelet vermek belli bir açıklık kazandırmaya yetmiş gibıydi. Birdenbire kararım vermesi çok kolaylaştı. Phoenix'de kalmaya karar verdi. Tabii ki, hala yaz sıcağın şikayet ediyor. Fakat, ne hissettiğin! göz önüne alarak burada kalmak için verdiği bilinçli karar, sonuçta kendisini daha mutlu etti ve sıcağı daha katlanılabilir kıldı. Hergün sayısız karar vermek ve seçimler yapmak zorunda kalırız. Ve ne kadar uğraşsak da, genellikle, kendimiz için iyi olduğunu bildiğimiz şeyi seçmeyiz. Bunun bir nedeni de “ doğru seçimin" genellikle zor olan yani zevklerimizden bazı fedakarlıklar yapmayla ilgili olan seçim olmasıdır.


Çağlar boyunca, erkekler ve kadınlar, zevkin hayatlarında oynadığı rolü tanımlamaya uğraştılar - bir çok filozof, teolog ve psikolog zevk ile olan ilişkimizi açıklayamadı. M. Ö. üçüncü yüzyılda Epikuros, ahlak sitemini, "zevk, kutsanmış bir hayatın başlangıcı ve sonudur," gibi gözü pek bir iddia üzerine kurdu. Fakat Epikuros bile tensel zevklere düşkünlüğe gem vurulmamasının kişiyi acıya götürebilecegini bilerek, sağduyunun ve ılımlılığın önemini vurgulamıştır. On dokuzuncu yüzyılda Sigmund Freud, zevk hakkındaki kendi kuramlarım formüle dökmeye uğraşmıştır. Freud'a göre, tüm psişik sistemimizin temel itici gücünü, doyurulmamış içgüdüsel itkilerimizden kaynaklanan gerilimin ortadan kaldırılması oluşturmaktadır; bizim deyişimizle, esas temel güdümüz zevki aramaktır. Yirminci yüzyılda, pek çok araştırmacı daha fazla felsefi spekülasyondan kaçınmayı tercih etmiş ve bunun yerine kalabalık bir nöroanatomist grubu, beynin hipotalamus ve sinirlerine elektrotlar koyarak, elektrikle uyarıldığında zevk üreten noktaları araştırmışlardır.


Gerçekte hiçbirimiz, zevkin ne olduğunu anlamamıza yardımcı olmaları için ne Yunanlı filozoflara, ne on dokuzuncu yüzyıl psikanalistlerine ne de yirminci yüzyıl bilim adamlarına ihtiyaç duyarız. Onu hissettiğimizde biliriz. Sevdiğimiz kişinin bir dokunuşunda ya da gülümsemesinde, soğuk ve yağmurlu bir akşam aldığımız sıcak bir banyonun rahatlığında, gün batımının güzelliğinde zevki tanırız. Fakat pek çoğumuz zevki, kokain çekerek coşku içine dalmada, fazla miktarda eroin kullanarak kendinden geçmede, alkole boğularak eğlenmede, freni boşalmışçasına cinselliği aşırı bir şekilde yaşamada, Las Vegas'ta kumar oynayıp kazanmanın heyecanında tanımaktadır. Bunlar da çok gerçek, toplumumuzdaki pek çok kişinin tercih ettiği zevklerdir.


İnsanı tüketen bu tür zevklerden kaçınmak için kolay bir çözüm olmamasına rağmen, başlamak için bir dayanak noktamız vardır: hayatta mutluluğu aradığınım hatırlamak. DalaLama'nın da belirttiği gibi bu açık bir gerçektir. Eğer hayatta- ki seçimlerimizi bunu aklımızda tutarak yaparsak, anlık zevkler getirseler bile, sonuçta bize zarar verecek şeylerden vazgeçebiliriz. Genellikle, hayır demenin zor olmasının nedeni "hayır" kelimesinde bulunmaktadır; bu yaklaşım, bir şeyi reddetmekle, ondan vazgeçmekle, kendimizi inkar etmekle ilişkilendirilmektedir. Daha iyi bir yaklaşım da vardır: Karşılaştığımız her karan kendimize "Bu bana mutluluk getirecek mi?" sorusunu sorarak vermek. Bu basit soru, ister uyuşturucuya teslim olmak, ister muz tatlısından üçüncü bir porsiyon almak olsun, hayatımızın her alanında bize ustaca yardımcı olacak güçlü bir araç olabilir. Bu, her şeyi yeni bir görüş açısına oturtur. Zihnimizde bu soru ile günlük karar ve seçimlerimize yaklaşmak, dikkatimizi feragat ettiğimiz şeyden aradığımız şeye, nihai mutluluğa çevirecektir. Dalai Lama'nın tanımladığı gibi bu tür bir mutluluk dengeli ve kalıcıdır. Mutluluk durumu, hayatın iniş ve çıkışlarına ve ruh halimizdeki değişimlere rağmen, varlığımızın dayanağı olarak kalır. Bu anlayışla, "doğru kararı" almak daha kolay olacaktır çünkü, bir şeyden feragat etmek ya da kendimizden bir şey saklamak için değil, kendimize bir şey vermek için eylemde bulunuruz - bu, uzaklaşmak yerine ilerlemek, hayatı reddetmek yerine onu kucaklama tutumudur. Bu mutluluğa doğru ilerleme duygusunun çok derin bir etkisi olabilir; bizi yaşama sevincine karşı daha alıcı, daha açık yapar.





» Zevkle yaşamak - www.forumana.com

  Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Yukarıdaki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.

Etiketler
yasamak, zevkle


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:34.

Forum Künyemiz
Uyarı

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2011 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
Açılış Tarihi : 05.12.2011
Kuruluş Tarihi : 20.11.2011
Hazırlayan & Tasarlayan : Forumana.Com
 

Sosyal paylaşım platformu olan Forumana.Com sitemizde, kullanıcılar 5651 sayılı kanunun ilgili maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı kaynaklı herhangi bir durumdan Forumana.Com sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimleriniz/sorunlarınız/istekleriniz ve şikayetleriniz için İletişim panelinden bizlere ulaşabilirsiniz, Forumana.Com yönetimi en geç "3" iş günü içerisinde dönüş yapacaktır. Platformumuz; kişilik ve telif hakları korunumu, illegal paylaşım ve korsanla mücadele konusunda yetkililere yardımcı olmayı ilke edinmiştir.

Forum, Forumlar, Forum Sitesi, Etiket, Sitemap, Arşiv