Forumana.com, Forum, Forum Sitesi, Forumlar

Forum KayıtForum Kayıt ForumForum OyunlarOyunlar MesajlarMesajlar GruplarGruplar Üye GruplarıYönetim RadyoFM DinleRadyoFM TwitterTwitter FacebookFacebook İletişimİletişim
 


Forum Forumlar Forum Sitesi Forum Grup Forum Albüm Forumları Okudum
Go Back   Forumana.Com - Forum, Forumlar, Forum Sitesi Eğitim & Öğretim Kariyer & Kişisel Gelişim

Selçuk, elenmeni lise mezunu olmana bağlayacaksın ama inan doğru değil

 Kariyer & Kişisel Gelişim forumunda yer alan Selçuk, elenmeni lise mezunu olmana bağlayacaksın ama inan doğru değil konusu, Selçuk, elenmeni lise mezunu olmana bağlayacaksın ama inan doğru değil Selçuk, elenmeni lise mezunu olmana bağlayacaksın ama inan doğru değil Bu ne tam bir iş kitabı, ne de bir öykü. ...



Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-Mayıs-2014, 16:14   #1 (permalink)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
Standart Selçuk, elenmeni lise mezunu olmana bağlayacaksın ama inan doğru değil

Selçuk, elenmeni lise mezunu olmana bağlayacaksın ama inan doğru değil

Bu ne tam bir iş kitabı, ne de bir öykü. Ancak ikisinin de işlevini görüyor. İnsan kaynakları yöneticisi, öykü ve roman yazarı Mehmet Erkan’ın "Mülakat Anıları: Bir Başka İnsan Kaynakları" adlı kitabı, eğlenceli öyküler anlatırken bir mülakatta yapılması ve kaçınılması gerekenleri de öğretiyor. Ortaya bu kadar işlevsel bir kitap çıkmasının nedeni, Erkan’ın hem 3 yıldır günde ortalama 15 adayla görüşen bir İK’cı, hem de yazar olması.
İşte onun öykülerinden biri...

Selçuk’un öyküsü size tanıdık gelecek, çünkü o iş hayatında sık rastladığımız tiplerden biri. Hem gülecek hem de iş mülakatıyla ilgili çok şey öğreneceksiniz.

İşte yine mülakat odamdayım. Adayımızın adı Selçuk. CV’sindeki fotoğrafından bahsedeyim biraz. Keşke böyle bir fotoğraf koyacağına, hiç koymasaymış. Hatırlıyorum da bir bayan aday, sanırım yönetici asistanıydı, şöyle bir fotoğrafını yollamıştı: Fonda sonbahar yapraklarıyla kaplı bir park, rüzgar sertçe karşıdan esiyor ve adayımız savrulan etekleriyle objektife gülümsüyor. Bence fark yaratmak düşüncesi onu itmiş olabilir böyle bir harekete. Bazen adaylar fark yaratmak adına saçmalıyorlar. Ne yaratılacaksa, oyunun kuralları içinde yaratılmalı bence. Bu dar zamana iki fotoğraf vakası daha sığdırmak istiyorum. Birincisinde bir erkek adayımız siyah tişörtünü giymiş, siyah gözlüklerini takmış ve Matrix modunda bizim boyutumuza teşrif etmiş. Fakat bu işi yaparken yan dönmeyi, profil vermeyi de ihmal etmemiş. Fakat adayımızın unuttuğu bir şey var. Biz Neo ya da Morpheus aramıyoruz, sadece orta ölçekli bir gıda firmasına muhasebe elemanı arıyoruz. Diğer özgeçmişte ise, bir yerine iki fotoğraf vardı. Bir bayan adayımızdı ve özgeçmişindeki fotoğraf alanına kendisinin ve erkek arkadaşının yanak yanağa çekilmiş fotoğraflarını koymuştu.

- Hoş geldiniz Selçuk Bey! diyerek güler yüzle karşılıyorum gelen genç adamı. Selçuk olması gereken yere geçiyor, ben de tam karşısına oturuyorum. Bazen bıkkınlık verse de oynamalıyım bu oyunu. Önce rahatlatmalıyım adayı, sonra sondamı sokmalıyım ta içine. Öncelikle doğduğu şehir, bitirdiği lise hakkında birkaç soru soruyorum Selçuk’a. Sonra lise kısmına geçiyoruz ve Selçuk kötüler tarafında kalıyor. Liseden mezun olduğu yılı hatırlamıyor. Liseyi bitirdiği yılı hatırlamayan, girip çıktığı işlerin tarihini hiç hatırlamaz. Tecrübe kısmına geliyorum:

- Özgeçmişinizden profesyonel iş hayatınıza 1992’de başladığınızı anlıyorum. Bu lise yıllarınıza denk geliyor, yanılıyor muyum?

- Haklısınız Mehmet Bey. Lise yıllarında, Özdereli Baklavacılık ile başladım iş hayatıma. Aile şirketiydi burası, babam işletiyordu.

"Aile şirketi", "işletmek", bu terimlerin yerine babamın şirketiydi deyip geçebilirdi. Selçuk çoğu adayın yaptığı gibi ağdalı bir dil mi kullanacak yoksa?

- Aslında Özdereli Baklavacılıkta çalışmaya ilkokulda başladığımı söyleyebilirim. Mal aldım, mal sattım, üretimde yer aldım, kısacası tüm departmanlarda çalıştım. En çok da satışta bulundum. İyice piştik piyasada. Sonra üretimde ve araştırma geliştirmede rol aldım.

- Araştırma geliştirme mi dediniz?

- Evet, rakiplerimize fark atmak için yeni araştırmalara giriştim. Mesela aloa veralı baklava projem vardı. Bilir misiniz aloa verayı?

- Bir şampuan reklamında duymuştum.

- Aloa Vera anavatanı Afrika olan bir bitkidir Mehmet Bey. Başaramadık yapmayı ama ben hala umutluyum.

- Daha sonra üniversite nedeniyle mi ayrıldınız babanızın yanından?

- Evet. Her şey okumakla olmuyor, insanın kendinden bir şey katması gerekiyor...

Selçuk konuşurken düşünmeden edemiyorum. Niçin akıl edemiyor bu genç adam bugün benim bir mülakat programım olduğunu, herkese otuz dakika ayırdığımı? Selçuk’un konuşmasında dikkati çeken bir diğer nokta da mantıksal yanlışlıklar. Selçuk babasının en fazla 50 metrekare dükkanında çalışmış olmalı. İşletmek, ar-ge bunlar kulağa hoş gelen sözler. Adaylar öyle komik laflar edip, öyle komik durumlara düşüyorlar ki! Mesela siz hiç Fırın Müdürü gördünüz mü, ya 2. Market Müdürü? Peki ya 20 kişilik bir müşteri kapasitesi olan bir kafenin Halka İlişkiler Müdürü’ne ne dersiniz?

- Şu elektronik firmasında hemen pazarlama uzmanı olarak mı başladınız göreve Selçuk Bey? diye soruyorum.

- Evet, diyor gülümseyerek.

- Biraz kısa sürmüş anlaşılan.

- Maalesef... Fakat inanın benden kaynaklanmıyordu Mehmet Bey. Sigorta, maaş, kariyer imkanı, eğitim, onlarca vaat. Fakat gerçek böyle olmadı. Kadıköy’den Beykoz’a kadar olan hattı verdiler bana, ama araç vermediler.

Selçuk o kısa macerasında başına gelenleri anlatıyor ve birlikte gülüyoruz. Neler gelmemiş ki başına belediye otobüslerinde Selçuk’un. Şoförlerle mi ahbap olmamış, akbil dolduran görevliyle mi kavga etmemiş. Bu coşkunluk içinde iyice samimi oluyor Selçuk ve bir ara şirket arabasıyla yaptığı ufak kazadan yarım ağızla bahsediyor. Selçuk’a geç de olsa bir araba tahsis edilmiş, fakat kaza yaptığı için işine son verilmiş olabilir...

Kafamın takıldığı küçük bir nokta daha var. Selçuk üniversite yıllarını büyük bir ---ifle anlatırken mezun olduğu yıl konusunda kendinden emin olmayan bir cevap veriyor, 1997’ydi diyor geçiştirmeye çalışan bir sesle.

- Emin değilsiniz galiba?

- Pardon, bir saniye bakayım oraya ne yazmışım?

Özgeçmişi kendime doğru çekip göstermeden yılı söylüyorum. O anda, "Yapma" der gibi bakıyorum ona. Özgeçmişinde ne yazdığını sen bilmiyor musun? Sonra görmüyor musun yarım saattir özgeçmişin üstüne özel notlar alıyorum. Sen sen ol mülakatçının önündeki özçgeçmişe bakma.

- Şey, diyor sonra Selçuk. Ben aslında üniversite mezunu değilim!

Ne düşünüyor o sırada kim bilir? Belki bu odadan çıkıp Antep’e gidiyor. Babasının tatlı sert omuz darbeleri arasında baklava paketliyor. Sonra baklava ustası İbrahim’le şakalaşıyor. "Aloa veralıları yapmadın mı lan" diyor. İbrahim de ona, "İcat edemedin ki denyo" deyip takılıyor. Selçuk mutlu o günler. Ama olmuyor, o çarşıyı, delikanlı muhabbetlerini bırakıp hayatın ciddi yüzüyle karşılaşıyor. Takım elbiseyi giyiyor ve karşısında bir umacı gibi beni görüyor!

Ah Selçuk! Belki de elenmeni lise mezunu olmana bağlayacaksın şimdi, ama inan sebebi bu değil. Sormalıydın. Neden merak etmiyorsun firmayı, çalışma koşullarını? Sadece kendini, hayatını anlatmak değildir mülakat. İşi kapmaya çalışmak hiç değildir. Herkes eteğindekileri döker ortaya, uyarsa devam edilir, uymazsa veda edilir. Tıpkı benim şimdi yapacağım gibi.

Adaylar kendimi farklı göstereceğim diye yırtınıyor

Mülakat Anıları bir iş kitabı mı yoksa öykü kitabı mı?

- Mülakat Anıları bence kendi alanında bir ilk. Mülakatlarla ilgili diğer kitaplar ya yabancılardan çeviri, ya da onlardan yapılan alıntılarla yazılmış. Bizim ülkemizin gerçekleriyle düşünelim birazcık, uçmayalım. Mesela aday fazla iş değiştirdiyse istikrarsızdır, derler. Ama karşınıza bir aday geliyor, öyle şeyler görmüş ki işverenlerinden, o işyerinde kalsa bu adam mıymıntı mı diye düşünmeniz gerekir. Türkiye’nin gerçekleri var yani.

Kitabınız adaylara mülakatlarda dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili ipuçları verirken, mülakatçılığın ne kadar zor bir iş olduğunu da gösteriyor. Psikologların bazen profesyonel yardıma ihtiyaç duymaları gibi, siz de bazen aşırı dolduğunuzu hissediyor musunuz?

- Mülakatçılık bir yandan çok eğlenceli bir meslek. Bir fabrikanın kuruluşunu da dinliyorsunuz bir adaydan, bir traş kreminin oluşumunu da. Diğer yandan evet çok yorucu olabiliyor. Adaylar hep benzer şeyler söylüyorlar. Herkes ekip çalışmasına yatkın, herkes çok çalışkan, herkes kişisel gelişime açık! Ama ne olursa olsun aday bu mülakat için hazırlanıyor. Giyiniyor kuşanıyor, çevresindeki insanlar ondan haber bekliyorlar. Saygı göstermek zorundasınız.

Adaylar en çok nerede hata yapıyorlar?

- Adayların kendilerini farklı göstermeye çalışması çok sık yaşanan bir durum. Had safhada. Ben bazen adaylarla görüşürüm, o kadar havaya girmiştir ki, çıktıktan sonra camdan bakarım acaba yolda nasıl gidiyor diye.

Adayların bazen kendine aşırı güvendiğini, hatta küstah tavırlar takınabildiğini anlatıyorsunuz bir hikayede. Hatta yaşınız genç olduğu için sizi muhatap görmeyenler bile var...

-Gerçekten zekiysen, ben de senin karşında 25 yaşında bir mülakatçıysam, bu bir fırsat diye düşünebilirsin. İlk engele takılmak yerine atlamaya çalış, madem bu kadar iyisin. Ama şu da var ki, küstahlık bazen gereklidir, bazı pozisyonların adamı o havadan çıkar. O fikir üretecek ve başkaları onun peşinden gidecektir.

Bir mülakatçı bir adayla karşılaştığınızda ilk nesine dikkat eder?

- Bizim adaylarla ilk karşılaşmamız özgeçmiş üzerinde oluyor. İlişki boyutunun yoğun olduğu bir pozisyonsa ben adayın rahatlığına, kullandığı kelimelerin yerinde olmasına çok dikkat ediyorum. Ama muhasebe elemanıysa mesela, teknik konular daha çok önem kazanıyor. İlk geldiğinde zamanlaması çok önemli. Kaçta geldi, geç geldiyse haber verdi mi. Bu çok hassas bir nokta, adayın güvenilirliği açısından.

Mehmet Erkan

Alıntı: Hürriyet (Gaye GÜZELAY)





» Selçuk, elenmeni lise mezunu olmana bağlayacaksın ama inan doğru değil - www.forumana.com

  Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Yukarıdaki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.

Etiketler
ama, baglayacaksin, degil, dogru, elenmeni, inan, lise, mezunu, olmana, selcuk


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:16.

Forum Künyemiz
Uyarı

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2011 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
Açılış Tarihi : 05.12.2011
Kuruluş Tarihi : 20.11.2011
Hazırlayan & Tasarlayan : Forumana.Com
 

Sosyal paylaşım platformu olan Forumana.Com sitemizde, kullanıcılar 5651 sayılı kanunun ilgili maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı kaynaklı herhangi bir durumdan Forumana.Com sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimleriniz/sorunlarınız/istekleriniz ve şikayetleriniz için İletişim panelinden bizlere ulaşabilirsiniz, Forumana.Com yönetimi en geç "3" iş günü içerisinde dönüş yapacaktır. Platformumuz; kişilik ve telif hakları korunumu, illegal paylaşım ve korsanla mücadele konusunda yetkililere yardımcı olmayı ilke edinmiştir.

Forum, Forumlar, Forum Sitesi, Etiket, Sitemap, Arşiv