Forumana.com, Forum, Forum Sitesi, Forumlar

Forum KayıtForum Kayıt ForumForum OyunlarOyunlar MesajlarMesajlar GruplarGruplar Üye GruplarıYönetim RadyoFM DinleRadyoFM TwitterTwitter FacebookFacebook İletişimİletişim
 


Forum Forumlar Forum Sitesi Forum Grup Forum Albüm Forumları Okudum
Go Back   Forumana.Com - Forum, Forumlar, Forum Sitesi Eğitim & Öğretim Kariyer & Kişisel Gelişim

Kişi Kendini Hasta Eder

 Kariyer & Kişisel Gelişim forumunda yer alan Kişi Kendini Hasta Eder konusu, Kişi Kendini Hasta Eder Kişi Kendini Hasta Eder Kişi Kendini Hasta Eder Kişi Kendini Hasta Eder, Kişi Kendini İyi Edebilir “Afrika’da her sabah bir ceylan uyanır, en hızlı aslandan daha ...



Like Tree 1Beğeni
  • 1 Post By Thyke

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 27-Şubat-2015, 14:06   #1 (permalink)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
Standart Kişi Kendini Hasta Eder

Kişi Kendini Hasta Eder

Kişi Kendini Hasta Eder

Kişi Kendini Hasta Eder, Kişi Kendini İyi Edebilir
“Afrika’da her sabah bir ceylan uyanır, en hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini; yoksa öleceğini bilir. Afrika’da her sabah bir aslan uyanır, en yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini yoksa aç kalacağını bilir. Aslan ya da ceylan olmanızın bir önemi yoktur. Yeter ki güneş doğduğunda koşmak zorunda olduğunuzu bilin.”

Afrika Atasözü

Paulo Coelho, Zahir adlı kitabında, Kuzey Meksika’da Gizemli Uygulamalar adlı bir kitaptan okuduğu bir alıntıyı anlatır. Buna göre; hepimizin hayatta birpes etme noktasıyani artık bize ait olan bir parçayı bırakıp başka türlü davranmaya başladığımız ve o parçamız olmadan yola devam ettiğimiz bir an vardır. Bu ana pes etme noktası denir. Yani kişinin yaşamında gelişmesini engellemekten sorumlu olan bir olay vardır. Bu bir sarsıntı, acı bir yenilgi, aşkta hayal kırıklığı, hatta kötü bir tesadüf olabilir. Bunun için ruhsal ve bedensel olarak hasta olan bir kişi, öncelikle kendisini bu pes etme noktasından kurtarmalıdır ve bunu yapmak için de tüm yaşamını gözden geçirip bu durumun tam ne zaman ortaya çıktığını bulmalıdır.

Her şey önce düşünceyle başlar, düşüncede var olduktan sonra gerçekte de var olmaya başlar. Yaşam çok basittir, kişi ne ekerse onu biçer. Kişi ruhundaki ve bedenindeki hastalıkları bilinçli veya bilinçdışı otomatik olarak kendisi oluşturur. Hayatta her şeyin olduğu gibi ruh ve beden de, içsel düşünce ve inanışların bir aynasıdır. Eğer kişi dinlemesini bilirse bedeni daima onunla konuşur. Bedenin her hücresi, kişinin düşündüğü her şeye, söylediği her söze karşılık verir. Yani ruh ve bedendeki her hastalığın mutlaka zihinsel bir nedeni vardır. Yaşanan ruhsal ve bedensel sorun ne olursa olsun, kişinin iç dünyasının dışarıya yansıyan sonuçlarıdır. Kişinin şu ana kadar yaşadığı tüm deneyimler, geçmişin bir tekrarıdır, geçmişe dayanan düşünce ve inançların bir ürünüdür. Şu an ve şimdi; geçmişin bir tekrarıdır, zaman, mekân ve oyuncular değişse bile roller hep aynıdır. Eğer kişi bu sürecin normal işleyişine engel olup, sürekli geçmişe bağlı kalıyorsa, geçmişi bugüne sokuyorsa, geleceği belirlemeye çalışıyorsa, zihninin doğal işleyişine ket vurmaya başlamış demektir. Bunun sonucunu da ruhunda ve bedeninde hastalıklar olarak görebilir. Bu nedenle kişi nasıl düşünürse öyle yaşayacaktır, düşünceler ve sözcükler kişinin şu an yaşadıklarını belirleyecek ve geleceğini yaratacaktır. Yani kişi olumlu veya pozitif düşünürse güzel şeyler yaşayacaktır, olumsuz veya negatif düşünürse kendini hasta edecektir. Kişi kendini hasta hissettiğinde zihnindeki düşüncelerini ve yüreğindeki duyguları gözden geçirmelidir. Kişinin yüreğine yerleşen duyguları ve bu düşüncelerin ardında yatan bilinçdışı ve otomatik gelen düşünceleri fark etmesi ve bu düşüncelerden kurtulması kendi kendini iyileştirmenin ilk adımıdır. Kişi kendini olduğu gibi kabul edip, onayladığı zaman her şey zamanla düzelecektir, acılar hafifleyecektir, kişinin ruhu huzur bulacaktır. Kişinin kendinden nefret etmesi bile, kendisi hakkındaki nefret dolu düşüncelerinin bir ürünüdür. Çünkü insanın bedeni ve zihni birbiriyle sürekli bağlantı halindedir. Yani zihinden geçeni beden yapar, bedenin yaptığını da zihin belleğe kaydeder ve bu bilgiyi ileride yeniden kullanmaya hazır bir şekilde tutar. Olaylar arasında bağ kurabilme yani kişinin aklını kullanabilmesi, belleğe kaydedilmiş bu bilgilerin sentezlenerek yeniden eyleme dönüştürülmesi işlemidir. Bilinçdışı bedenin tüm işlevlerini, koşullarını ve duyumlarını denetlemektedir. Zihin ve beden bir bütün olarak çalışır. Bunun için yapılan birçok deney vardır. Bir kişinin gözleri kapattırılarak eline soğan diye elma verilmiştir, soğanı ısırdığı telkini verildiğinde yüzünü buruşturmuş ve elmayı ısırmasına rağmen soğanın kokusunu hissetmiştir. Bir başkasına ise bir demet ot uzatılmış ve otların ısırgan otu olduğu söylendikten sonra, dokunması telkini verilmiştir, kişi otlara dokununca kaşınmaya başlamıştır. Çünkü kişinin rengârenk çiçeklerin olduğu bir tarlayı gerçekte gördüğünde de beyninin aynı kısmı aktif hale gelir, tamamen farklı ve alakasız bir yerde olduğunda ama bu rengârenk çiçekli tarlayı düşündüğünde de beyninin aynı kısmı aktif hale geçer. Kısacası telkin alan zihin aslında gerçek ile hayali, gerçek ile düşünceyi ayırt edemez. Aslında bu tek cümlelik bilgi kişinin hayatını büyük oranda değiştirmeye yetebilecek bir bilgidir. Yani kişi gerçekten çiçeklerle dolu bir tarlada olmasa dahi onu hayal ederek ona gerçektenden orda bulunmuş gibi etki edebilir, kişiye o huzuru ve mutluluğu sağlayabilir. Peki, kişi bunu en iyi nasıl yapabilir? Bunun en iyi yolu içten gelen hayal etme yeteneğini ortaya çıkarmaya çalışmaktır. Hayal kurmada ilk başlarda zorlanan kişiler olabilir, ilk başlangıçta kişi gözünün önüne bir şeyler getiremiyor olabilir, bu durumda düşünceyle bunları yapmaya çalışmalıdır. Çünkü herkesin içinde var olan bu doğal yetenek zamanla geliştirilebilir.

Bir ülkenin çirkin ve bakımsız bir kraliçesi varmış. Bu kraliçe bir gün tablosunu yaptırmak için bir ressama emir vermiş. Ressam uzun uğraşlar sonucunda kraliçenin resmini yapmış ancak bu resim kraliçeye çok da benzemiyormuş. Gayet tatlı bakışlı, sevecen ve güzel bir kadına benziyormuş. Ressam yaptığı bu resmi kraliçenin emri üzerine yatak odasına asmış. Kraliçe her sabah uyanınca bu resme bakıyormuş. Aradan biraz zaman geçmiş, kraliçe kendine daha çok bakmaya başlamış, uzun bir aradan sonra kraliçe tamamen o resimdeki kadına benzer bir güzelliğe sahip olmuş, kendine bakmaya başlamış.

Yukarıdaki hikâyede olduğu gibi, kişi her sabah kalktığında “bugün çok güzelim veya çok yakışıklıyım, kendimi çok iyi hissediyorum, çok güçlüyüm, kendimi seviyorum ve onaylıyorum” diye düşündüğünde birden kendini yaşadığı tüm sorunları ve hastalıkları aşabilecek bir güçte hissetmeye başlayacaktır. Bu değişimin temelinde “inanmak ve istemek” vardır. Yani kişi neye inanırsa, neyi isterse, bilinçdışı o mesajı vücuduna iletir. Öneriyi bilinç değil, bilinçdışı deşifre etmektedir. Bilincin düşünerek arzuladığı bir öneri bilinçdışı tarafından alındığında, tüm vücuda bilincin verebileceğinden daha güçlü bir şekilde telkin verebilir. Yani “bilinçle düşün, iste, bilinçdışı gerçekleştirsin” mantığı hayata geçirilmelidir. Aynı şekilde kullanılan ilaçlar, yapılan cerrahi müdahaleler iyileşeceğine dair inanç olmadan belli bir yere kadar etkili olabilir. Ne hekimler ne terapistler ne de diğer ruh sağlığı profesyonelleri bir hastayı iyileştiremez, bir hastayı kurtaramaz, sadece hastaların zihinlerindeki engelleri ortadan kaldırabilir, kişinin kendisini iyi etmesine vesile olabilir, kişinin kendi yolunu bulmasına rehberlik edebilir, kişinin kendini iyileştirme yolculuğunda ona yoldaşlık edebilir. Çünkü insan vücudunda hem iyileştirici hücreler hem de hasta yapan hücreler vardır. Bilinçdışı hangisini harekete geçirirse bütün vücut ona göre çalışır. Bilinçdışının bu iyileştirici potansiyelinden isteyen her insan yararlanabilir.

Fiziksel olarak herkes bir enerjidir. İnsanlar evrensel enerjinin birer parçasıdır. Terapistler başkalarının kendisini iyi etmesine vesile olurken, sadece bu enerjiye kanallık yaparak bu enerjilerini aktarabilirler. Ayrıca yüzdeki jest ve mimiklerin, beden dilinin verdiği mesajların da otomatik olarak zihin dili üzerine olumlu veya olumsuz etkili olabilir. Yani kişi kendini iyileştirme sürecinde güldüğünde avantajlı, asık suratlı olduğunda ise dezavantajlı olacaktır.

Kişi kendini iyi etmede başarılı olmak istiyorsa, bunu hak etmelidir. Kişi çevresindeki herkesten fazla çalışarak, küçük şeyler için ter dökerek, büyük şeyler için ter dökerek daha fazla yol almalıdır. Ama ne olursa olsun kalbini ve ruhunu yaptığı şeye vermelidir. Çünkü kişi bunu gerçekleştirmek isteyene kadar bu gerçekleşmeyecektir. Başarı ne bir şans ne gökten zembille inan bir şey ne de bir piyangodur. Başarılı olmak kişinin bir tercihidir. Bu nedenle kişi düşüncelerinde ne istediğine kesin karar verip bu isteğini çeşitli imgelemelerle o anın içinde varmış gibi düşünmelidir.

İmgelem; insanın istediği şeyleri gözünde canlandırabilmesi, hayal gücünün son noktası olarak var olacak olayları evvelden görme, hissetme durumudur. Hayal edilen imgeler aklın gözüyle görülür. Kişi imgelerle düşüncelerini kuvvetlendirirse, hatta bu imgelemeyi elinden geldiği kadar detaylandırırsa istekleri ve düşünceleri gerçekleştirmeyi başarabilir. Kararsız düşüncelerin evrende gideceği bir nokta yoktur. Bu yüzden kişi ne istediğine tam olarak karar verip isteklerini kesinleştirip düşünerek ve isteyerek kendini iyi edebilir. Bunun için kişi arzu duymalıdır, inanmalıdır ve kabullenmelidir.

Etkili bir imgeleme yapabilmek için;
—öncelikle hedefinizi belirleyin,
—net bir fikir düşünün,
—sık sık üzerine odaklanın ve
—ona pozitif enerji yükleyin.
Kişinin hayatındaki tüm olumsuzlukların hayatında olmasının bir sebebi vardır, bu olumsuzlukların bir kısmını kişi düşüncelerinde yaratır ve bunun farkına vardığı zaman onlardan kurtulabilir. Kişinin bu olumsuzlukların bir kısmını yaşamasının nedeni ise bazı şeyleri ancak yaşayarak deneyimleyebilmesidir. Kişi geçmişine şöyle bir baktığında yaşadığı olumsuzlukların hepsinin ona kazandırdığı şeyler olduğunu görebilir, göremiyorsa da bir gün görmeyi başarabilir, onları değiştirme şansının olduğunu da anlayabilir. Kişi bu olumsuzlukları yaşamasının nedenini anladığında onlardan kurtulabilir.

Kişinin hayatında yaşadığı tüm olumsuzluklar onu şu anda bulunduğu konuma getirmiştir ve şunu ne bir şekilde fark etmelidir; “tüm yaşadıklarını yaşaması gerekiyordu.” Kişi bütün bunların farkına vardıktan sonra, zamanla tüm olumsuzluklar ve önünü tıkayan engeller ortadan kalkacaktır. Her şey istediği gibi olmaya başlayacaktır.

Kişi hayatında istediği değişiklikleri aslında hayata karşı farkındalığını artırarak yapabilir. Bu sadece bir insana bahşedilen bir güç değil herkesin içinde keşfedilmeyi bekleyen bir güçtür aslında. Bu tıpkı Matrix filmindeki Neo’nun gerçek yaşamın farkına varması ve farkına vardıktan sonra matrixde gerçek gücünü keşfetmeye başlaması gibi bir durumdur.





» Kişi Kendini Hasta Eder - www.forumana.com

PearLy Bunu Beğendi.
  Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Yukarıdaki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.

Etiketler
eder, hasta, kendini, kisi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:21.

Forum Künyemiz
Uyarı

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2011 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
Açılış Tarihi : 05.12.2011
Kuruluş Tarihi : 20.11.2011
Hazırlayan & Tasarlayan : Forumana.com
 

Sosyal paylaşım platformu olan Forumana.com sitemizde, kullanıcılar 5651 sayılı kanunun ilgili maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı kaynaklı herhangi bir durumdan Forumana.com sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimleriniz/sorunlarınız/istekleriniz ve şikayetleriniz için İletişim panelinden bizlere ulaşabilirsiniz, Forumana.com yönetimi en geç "3" iş günü içerisinde dönüş yapacaktır. Platformumuz; kişilik ve telif hakları korunumu, illegal paylaşım ve korsanla mücadele konusunda yetkililere yardımcı olmayı ilke edinmiştir.

Forum, Forumlar, Forum Sitesi, Etiket, Sitemap, Arşiv