Forumana.com, Forum, Forum Sitesi, Forumlar

Forum KayıtForum Kayıt ForumForum OyunlarOyunlar MesajlarMesajlar GruplarGruplar Üye GruplarıYönetim RadyoFM DinleRadyoFM TwitterTwitter FacebookFacebook İletişimİletişim
 


Forum Forumlar Forum Sitesi Forum Grup Forum Albüm Forumları Okudum
Go Back   Forumana.Com - Forum, Forumlar, Forum Sitesi Din Bölümü İslamiyet Peygamber Efendimiz (S.a.v)

Efendim'e...

 Peygamber Efendimiz (S.a.v) forumunda yer alan Efendim'e... konusu, Efendim'e... Efendim'e... Varlığa ilk eren Senin nurun oldu. Hilkat ağacının çekirdeği olarak yaratıldın. “Sen olmasaydın âlemleri de yaratmazdım” buyurdu Yüce Yaratıcı. Sonra bir saray olarak şu âlem yaratıldı binlerce güzellik ...



Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 29-Haziran-2013, 01:04   #1 (permalink)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
Standart Efendim'e...

Efendim'e...

Varlığa ilk eren Senin nurun oldu. Hilkat ağacının çekirdeği olarak yaratıldın. “Sen olmasaydın âlemleri de yaratmazdım” buyurdu Yüce Yaratıcı. Sonra bir saray olarak şu âlem yaratıldı binlerce güzellik ve binlerce sırla. Ve derken misafirler gelmeye başladı küçük gruplar halinde. Tâ ilk insandan itibaren her grubun başındaki rehber, önce varlığın Yaratıcısını anlattı, sonra da Seni. “Bir gün Kâinâtın Efendisi gelecek, eğer ona yetişirseniz itâat edeceğinize söz veriyor musunuz?” diyerek biat aldı onlardan. Ve âlem Seni beklemeye durdu. Sultanlar sonda gelirlermiş, binlerce peygamberin ardından o kapıyı kapatan bir mühür olarak Sen gönderildin. Semâ bayram yapıyor, arz bayram yapıyor, şeytanlar da şaşkınlık yaşıyordu. Âlem nura gark oluyor, melekler Sana teşrifatçılık yapmak için birbirleriyle yarışıyordu.

Sen gelmeden önce yine zulmetler ağındaydı dünya. Tek duyulan ses, zulmün hırıltılarıydı. Sen aziz bir misafir olarak gönderildin ama aziz bir misafir olarak karşılanmadın. Beşer Seni tanıyamadı. Vâkıa sezenler de olmadı değil ama ekseriyetin gözü perdeliydi. Şairimizin ifadeleriyle:

“Lakin o ne hüsrandıki hissetmedi gözler,

Kaç bin senedir halbuki bekleşmedelerdi.”

Beşer nasıl bir nimete gark olduğunun farkında değildi. Zalim gününü gün etme peşinde, mazlum iki büklüm, sefâhât da insanların boylarını aşmış vaziyetteydi.

İnsanlık buhranlar içinde yaşaya dursun, Cenâb-ı Hakk “Habîbim” dediği kulunu, başına gelecekleri bildiği halde, âlemlere rahmet olarak gönderdi. Sen geldin, karanlığı paramparça edip nuru yaymak için; Sen geldin, zevâl aklına gelmeyen zulmü yerle bir etmek için. Artık yavrular analarından ayrılmıyor, masum çocuklar için mezarlar kazılmıyor, namuslar pâyimâl olmuyordu. Ebu Cehillerin sesi kesilmiş, Utbeler yere serilmişti. Her yanda Sıddıkların Kur'an tilaveti duyuluyordu. Hâsılı, cahiliyet asrını saadet asrına çevirdin Efendim.

Mucizevî bir cemaat yetiştirdin. Sen, “arkadaşlarım” dedin sahip çıktın, onlar da “Efendimiz” dediler, Seni canlarından artık sevdiler. “Ya Rasûlallah, vallahi Seni her şeyden çok seviyorum, canımdan da.” diyen Ömerler, bir gün Seni göremeyince sararıp solan Sevbanlar, ayağına bir diken batmaktansa canını fedâ etmeyi yeğleyen Hubeybler, İbn Cahşlar, Enes bin Nadrlar, Nesîbeler, Sümeyrâlar... Bir lahza Senin huzurunda bulunan cihana mürebbî olacak seviyeye geliyordu. Asrımızda bir tanesi bulunsa dünyayı ihyâ edecek insanlar yetiştirdin.

Sen sadece asrında bulunanlar için değil, bütün ümmetin için sevgi besliyordun. Getirdiğin Kur'an da Seni ümmetine karşı harîs olarak anlatıyordu. Vâkıa hırsı mezmum bir vasıf olarak anlatmıştın ama, Senin ümmetine olan hâhişkârlığın da ancak onunla anlatılırdı. Müminler için de hem raûf (pek şefkatli) hem de rahîm (çok merhametli) olduğun belirtiliyordu. Doğduğunda “ümmetim” dedin, hayatını onlar için yaşadın, türlü sıkıntılara katlandın, mi'rac gibi ulvî bir seyahattan bile onlar için dönüp geldin. İlahilerle Seni anlatanlar, cennete buyur edildiğinde “ümmetim girmeden olmaz” diyeceğini söylüyorlar. Ümmetinin sevinci Seni sevindirirken, hüzünlü durumu da üzüyordu. “Ben ümmetimle övünürüm” buyuruyor, havzın başında herkese kevser ikram edeceğini müjdeliyordun. Fitneleri haber vererek onları uyarıyor, zarar görmemelerini arzuluyordun. Sıkıntılarında da onlarla beraber oldun. Ulubatlı, surlara tırmanmaya çalışırken Seni görüyor, Senden şevk alıyordu. Kudsîlerin senin için açtıkları mekanları ziyaret ediyor, onların şevklerini kamçılıyordun. Ötelerde ümmetini sıkıntı içinde görünce başını secdeye koyup “ümmetim Ya Rabbi” diyeceğini yine Sen buyuruyorsun.

Ve aradan on dört asır geçti Efendim. Biz Seni, gözü yaşlı ve Sana aşık olan asrımızın dertli sinesiyle tanıdık. Onu tanımadan önce Seni tarih kitaplarındaki kuru bilgilerle biliyorduk. Onun sayesinde Seni “İnsanlığın İftihar Tablosu”, “Kâinâtın Efendisi” olarak tanımaya başladık. Asrımızda da zulmetler birbiri üstüne yığılmıştı. Seni kafalardan ve gönüllerden kaldırmak istiyor, çağımızı cahiliye çağı haline getirmeye çalışıyorlardı. Herkes gibi biz de nasibimizi aldık bundan. Hissiz, heyecansız insanlar haline geldik. Seni hakkıyla sevemedik, yüreğimizi bütün derinliğiyle Sana açamadık. “Beni anne ve babanızdan, evlatlarınızdan, mallarınızdan daha artık sevmedikçe...” buyuruyordun, bizse ya ailemize takılıyor, ya evlada takılıyor, ya dünyaya takılıyor ya da nefislerimize takılıyoruz. Seni ne kendimiz anlayabildik, ne de başkasına anlatabildik. Bugün dünya Seni tanımıyor Efendim. Efendisini bilemiyor, olmadık şeylere sürükleniyor. Kâh sağa tosluyor, kâh sola tosluyor. İnsanlık kıvrım kıvrım kıvranırken biz kendi dünyamızı düşündük. Dünyevî makam-mansıb peşine düştük. Düştük ve senden de ayrı kaldık. Tam bir gurbet yaşıyoruz.

Bütün bunlara rağmen asrımızın dertli sineleri boş durmadılar, insanlığa Seni anlatmak için didinip durdular. Yerinde hapishanelerde kaldılar, yerinde gururlarını ayaklarının altına aldılar ama hep Seni anlattılar. Ve bugün gönülleri Senin aşkınla dolup taşan binlerce insan var. Dertleri sadece Rabbilerini anlatmak, insanlığa efendisini tanıtmak ve Senin “kardeşlerim” diyerek selam gönderdiğin kudsîlerin içinde olabilmek. Dünya bir kere daha saadet asrı yaşayacaksa bu yine seninle olacak. Ne olur bir kere daha doğ gönüllerimize ve bu asrın gariplerini garip bırakma. Sinelerimize sevgini aşıla, aşıla da Senin için yanıp tutuşan deliler haline gelelim. Kainata Seni duyurmak tek derdimiz olsun ve Seni duymayan bir insan görünce ızdıraptan iki büklüm olalım.

Efendim Seni böyle bir yazıyla anlatmak benim haddim değil. Bugüne kadar binlerce peygamber aşığı, söz sultanı nesirle, nazımla Seni anlatmaya çalıştı. Onların yanında söz söylemek hem o zâtlar hem de Senin için saygısızlık. Ama benimki sadece bir şefaat arzusu. Ne olur bunu bir şefaat dilekçesi olarak kabul buyur ve saflarının arasında bize de yer ver. Sana, âl ve ashabına binlerce salât-ü selam olsun...





» Efendim'e... - www.forumana.com

  Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Yukarıdaki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.

Etiketler
efendime


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:05.

Forum Künyemiz
Uyarı

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2011 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
Açılış Tarihi : 05.12.2011
Kuruluş Tarihi : 20.11.2011
Hazırlayan & Tasarlayan : Forumana.com
 

Sosyal paylaşım platformu olan Forumana.com sitemizde, kullanıcılar 5651 sayılı kanunun ilgili maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı kaynaklı herhangi bir durumdan Forumana.com sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimleriniz/sorunlarınız/istekleriniz ve şikayetleriniz için İletişim panelinden bizlere ulaşabilirsiniz, Forumana.com yönetimi en geç "3" iş günü içerisinde dönüş yapacaktır. Platformumuz; kişilik ve telif hakları korunumu, illegal paylaşım ve korsanla mücadele konusunda yetkililere yardımcı olmayı ilke edinmiştir.

Forum, Forumlar, Forum Sitesi, Etiket, Sitemap, Arşiv