Forumana.com, Forum, Forum Sitesi, Forumlar

Forum KayıtForum Kayıt ForumForum OyunlarOyunlar MesajlarMesajlar GruplarGruplar Üye GruplarıYönetim RadyoFM DinleRadyoFM TwitterTwitter FacebookFacebook İletişimİletişim
 


Forum Forumlar Forum Sitesi Forum Grup Forum Albüm Forumları Okudum
Go Back   Forumana.Com - Forum, Forumlar, Forum Sitesi Din Bölümü İslamiyet Sahebe ve İslam Alimleri

HaŞİm b. Abd-İ menaf-4

 Sahebe ve İslam Alimleri forumunda yer alan HaŞİm b. Abd-İ menaf-4 konusu, HaŞİm b. Abd-İ menaf-4 HaŞİm b. Abd-İ menaf-4 Peygamber Efendimizin Atalarından:HAŞİM B. ABD-İ MENAF-4 Selma hatunun babası Amr b. Zeyd Haşim’in babası Abd-i Menaf’ın yakın dostu olduğu gibi Haşim tarafından ...



Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 06-Eylül-2013, 16:14   #1 (permalink)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
Standart HaŞİm b. Abd-İ menaf-4

HaŞİm b. Abd-İ menaf-4

Peygamber Efendimizin Atalarından:HAŞİM B. ABD-İ MENAF-4


Selma hatunun babası Amr b. Zeyd Haşim’in babası Abd-i Menaf’ın yakın dostu olduğu gibi Haşim tarafından da tanınan, bilinen bir kişi idi.


Haşim, Amr’ın yanına giderek kızını kendisi için istedi. Babası da bunu kızına söyledi.

Selma hatun Haşim’in soyunu, nesebini, kabilesi içindeki şerefli durumunu öğrenince evlenmeye razı oldu.

Ondan ilk doğumun baba evinde olmasını istemekten başka bir talepte bulunmadı.

Haşim; Selma hatundan evlenme sözü aldıktan, söz kesildikten sonra yoluna devam etti.

Şam’dan dönünce nikâh kıyıldı ve Haşim Selma hatunla gerdeğe girdi.

Haşim Yesrib’te düğün yemeği yaptırdı.

Ticaret kafilesindeki bütün arkadaşlarını yemeğe çağırdı.

Bunlar Kureyşin ileri gelenleriydi ve kırk kişi kadardılar.

Davetliler arasında Hazrecîlerin ileri gelenleri de vardı.

Haşim Yesrib’te günlerce oturdu sonrada Selma hatunu alıp Mekke’ye götürdü.

Bu ara Selma hatun Şeybe’ye (Abdülmuttalib’e) gebe kaldı.

Doğum zamanı yaklaşınca Haşim yapılan anlaşma gereğince Selma hatunu Yesrib’e, baba evine getirdi.

Burada oğlu Şeybe (Abdülmuttalip) doğdu.

Haşim, Selma hatun ve oğlunu Mekke’ye geri götürdü.

Bir müddet Mekke’de kaldılar. Bu ara Selma hatun bir kız çocuk daha doğurdu.

Haşim Şam’a ticaret kervanı çıkarınca Selma hatun ve çocuklarını Yesrib’e getirdi.

Onları orada bırakıp, Şam’a doğru yola çıktı.

Kervan Gazze’ye vardığında Haşim hastalandı.


Hastalığı gün güne artınca arkadaşları orada oturdular, Haşim’in iyileşmesini beklediler.

Haşim, vefat edeceğini anlayınca kardeşi Muttalip b. Abd-i Menaf’ı yanına çağırıp:

-Kardeşim! Ben artık vefat etmek üzereyim.

Sana vasiyetimdir ki ailemizi sahip çık, onları bir ve beraber tut.

Birbirlerinden ayrılmasınlar. Dar ve zor günlerinde birbirlerine yardım etsinler.

Vefat edince beni buraya gömün
diye vasiyet etti.

Haşim vefat edince onu oraya gömüp geriye döndüler.

Haşim’den kalanları Yesrib’e getirip ailesine teslim ettiler.

Haşim’in vasiyeti gereği Haşim oğulları ile Muttalip oğulları hiç bir zaman birbirlerinden ayrılmamışlar, her zaman ve her hususta birbirlerini desteklemişlerdir.

Haşim b. Abd-i Menaf’ın kabri Gazze’dedir.

Haşim’in altı hanımdan dört oğlu, beş kızı oldu.

Haşim’in oğulları:

1-Şeybetülhamd..(Abdülmuttalib) Annesi Selma bint-i Amr el Hazreci

2-Ebu Sayfi (Amr).. Annesi Hind bint-i Amr el Hazreci

3-Sayfi.. Annesi Hazreçlerden Hind bint-i Amr

4-Esed… Annesi Kayle(Cezür) bint-i Amir

Haşim’in kızları:

1-Şifa.. Annesi Selma bint-i Amr el Hazreci

2-Nadle.. Annesi Kudâalardan Ümeyme Bint-i Adiyy

3-Zaife.. Annesi Vakide bint-i Adiyy(Üdeyy)

4-Halide.. Annesi Vakide bint-i Adiyy(Üdeyy)

5-Hanne(Hayye)..Annesi Udeyy bint-i Hübeyb


Haşim vefat edince Kureyşîler ellerindeki maddi, manevi zenginlikleri kaybetmekten, onlardan mahrum kalmaktan, diğer Arap kabilelerin kendilerine galebe etmelerinden korktular.

Abdüşşems Habeş kralı necaşiye giderek aralarındaki anlaşmayı yeniledi. Nevfel’de Irak’a giderek Kisradan yeni ahit alıp geldi.

Haşim onların koruyup kollayanı, yol ve yön göstereni idi. Yerine kimse dolduramadı.

Haşim’in kimliğini tam olarak anlayabilmek için Yakubî tarihinden şu bölümü almadan geçemiyoruz.

Esved b. Şa’rulkelbî der ki:

“-Ben şerefli kabilelerden her kabilenin işlerini yapan bir işçisi idim.

Başı sert ya da yumuşak her hayvana biner, varıp ulaştığım her memlekette ticaret yapar, bol kazanç sağlardım.

Fakat ev eşyasına çok düşkündüm.

Hazırladığım Arap ipek yumaklarını hac mevsiminde sabahın alaca karanlığında ipeklere meraklı Araplara satışa arz eder, gece karanlığı üzerimden sıyrılıncaya kadar binitlileri tutar, yollarından alıkoyardım.

Gün üzerimde yükselip, güneş yaklaşınca eşyalarımı, mallarımı toplar giderdim. Çünkü gündüzleri çok sıcaktı, kimse mal bakmaya gelmezdi.

Yine o gün öyle yapmıştım.

Satış yerime geldiğimde birde ne göreyim.

Satış yerime Taif derisinden özel bir çadır kurulmuştu. Etraf boğazlanan, boğazlanmaya götürülen ve sırtları üzerine düşürülmüş kurbanlık develerle doluydu.

Pek çok uşak, hizmetkâr birbirlerine acele ediniz diye bağırıyorlardı ve acele ediyorlardı.

Gördüklerim beni çok etkiledi ve heyecanlandırdı.

Onların seyidini, ulu kişisini merak ettim ve çadıra yaklaştım.

Orada bir adam vardı. Niyetimi hemen anladı.

Bana:

-Aradığın önündedir dedi.

Onun yakınına vardım ve baktım.

Öyle ulu bir zat ki kendine mahsus basamaklı bir sedir üzerinde oturuyor. Başına siyah hükümdarlık sarığı sarılmış, güzel ve uzun saçları omuzlarına dökülmüş…

Yüzü öylesine parlak ve güzeldi ki sanki Şira yıldızı alnında parlıyor.

Elindeki kısa asa heybetine heybet katıyor.

Çevresinde başları önlerine eğik; yaşlı, ulu kişiler varda ona olan saygılarından dolayı yüzüne bakmıyorlar.

O izin vermezse hiç birinin ağzından tek söz çıkmıyor. Arkalarında, önlerinde emirlerine amâde hizmetçiler bekleşiyorlar.

Ben hayranlıkla öyle bakakalmıştım. O sıra bir adam yüksekçe bir yere dikilip:

-Ey Allah (c.c.) konukları olan cemaat! Sabah yemeğine geliniz diyerek seslendiği duyuldu.

Gelenlere yemekler ikram edildi.

Yemeklerini yedikten sonra dönenlere:

-Ey Allah (c.c.) konukları olan cemaat! Sabah yemeklerini yiyenler akşam yemeklerine de gelsin diye seslenildi.

Daha önce dostum olan bir Yahudi bilgini bana:

-Beklenen ümmi peygamberin gelme vakti yaklaşmış, gölgesi üzerimize düşmüştür demişti.

Ben onu O zannettim. Kendimi tutamadım ve:

-Ey Allah’ın (c.c.) peygamberi diye bağırdım.

Yanımdaki kişi bana:

-Sus! Onun daha vakti var dedi.

Ben de ona:

-O halde şu gördüğümüz zat kimdir? Diye sordum.

Yanımdaki kişi:

-O Ebu Nadle Haşim b. Abd-i Menaf’tır dedi.

Oradan ayrılırken kendi kendime:

-İşte ululuk, şereflilik, soyluluk budur. Bütün ululuk, şereflik ve soyluluk bundadır. Şam diyarının kralı Cefne oğulların da değil diyordum.


alıntı





» HaŞİm b. Abd-İ menaf-4 - www.forumana.com

  Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Yukarıdaki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.

Etiketler
abdi, hasim, menaf4


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:36.

Forum Künyemiz
Uyarı

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2011 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
Açılış Tarihi : 05.12.2011
Kuruluş Tarihi : 20.11.2011
Hazırlayan & Tasarlayan : Forumana.Com
 

Sosyal paylaşım platformu olan Forumana.Com sitemizde, kullanıcılar 5651 sayılı kanunun ilgili maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı kaynaklı herhangi bir durumdan Forumana.Com sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimleriniz/sorunlarınız/istekleriniz ve şikayetleriniz için İletişim panelinden bizlere ulaşabilirsiniz, Forumana.Com yönetimi en geç "3" iş günü içerisinde dönüş yapacaktır. Platformumuz; kişilik ve telif hakları korunumu, illegal paylaşım ve korsanla mücadele konusunda yetkililere yardımcı olmayı ilke edinmiştir.

Forum, Forumlar, Forum Sitesi, Etiket, Sitemap, Arşiv