Forumana.com, Forum, Forum Sitesi, Forumlar

Forum KayıtForum Kayıt ForumForum OyunlarOyunlar MesajlarMesajlar GruplarGruplar Üye GruplarıYönetim RadyoFM DinleRadyoFM TwitterTwitter FacebookFacebook İletişimİletişim
 


Forum Forumlar Forum Sitesi Forum Grup Forum Albüm Forumları Okudum
Go Back   Forumana.Com - Forum, Forumlar, Forum Sitesi Din Bölümü İslamiyet Sahebe ve İslam Alimleri

Adiyy bin Müsafir

 Sahebe ve İslam Alimleri forumunda yer alan Adiyy bin Müsafir konusu, Adiyy bin Müsafir Adiyy bin Müsafir Evliyânın büyüklerinden. İsmi Adiyy bin Müsâfir bin İsmâil Hakkârî, künyesi Ebü'l-Fedâil, lakabı Şerefüddin'dir. Soyu hazret-i Osman bin Affân'a ulaşır. Ba'lebek civarında Beyt-ü Kâr denilen ...



Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-Haziran-2015, 14:15   #1 (permalink)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~
Standart Adiyy bin Müsafir

Adiyy bin Müsafir

Evliyânın büyüklerinden. İsmi Adiyy bin Müsâfir bin İsmâil Hakkârî, künyesi Ebü'l-Fedâil, lakabı Şerefüddin'dir. Soyu hazret-i Osman bin Affân'a ulaşır. Ba'lebek civarında Beyt-ü Kâr denilen yerde 1074 (H. 467) senesinde doğdu. 1162 (H 557) senesinde Musul'a bağlı Hekkâriyye Dağındaki dergâhında vefât etti. Oraya defnedildi.

Adiyy bin Müsâfir hazretleri, zamânın bereketi, hâller ve kerâmetler sâhibi bir zât idi. Akîl el-Menbecî, Hammâd ed-Debbas, Ebû Necib Abdülkâhir es-Sühreverdî, Abdülkâdir-i Geylânî el-Ceylî, Ebü'l-Vefâ el-Hulvânî ve Ebû Muhammed eş-Şenbekî ve başkalarından ilim ve tasavvuf terbiyesi aldı. Kemâle geldi, olgunlaştı.

Ebü'l-Berekât İbn-ül-Müstevfî, Tarih-i İrbil isimli eserinde; "Şeyh Adiyy bin Müsâfir'i gördüğümde, ben daha çocuktum. O mübârek zât, orta boylu, esmer renkli ve çok fazîletli idi. Onun üstünlüğü ve güzel ahlâkı ciltlerce yazılsa anlatılamaz." demektedir.

İbn-ül Ehdel; "Onun çok kerâmetleri görüldü. Kükremiş bir arslanın yanında onun ismi söylense arslan durur, onun duâsı sebebiyle deniz dalgaları, Allahü teâlânın izniyle sükûnet bulurdu." demektedir.

Adiyy bin Müsafir önceleri dağlarda, ovalarda, sahralarda dolaşır, nefsini ıslâha çalışırdı. Uzun seneler, böyle yaşadı. Öyle hâl sâhibi oldu ki, vahşî ve yırtıcı hayvanlar kendisine bir şey yapmazdı. Daha sonra Musul civârında, Hekkariyye Dağı denilen bir yerde, büyük bir dergâh yaptırdı. Çeşitli yerlerden insanlar akın akın oraya gelip, ilim ve edeb öğrendiler. Evliyâdan çok kimse onun talebesi oldu. Bu dergâhın, zamânında bir benzeri olmadığı söylendi.

İbn-i Şühbe ise bir eserinde; "O, âlim, fakîh bir zâttı. Mücâhede yolunun büyüklerinden biri olup, sabrı çoktu. Başkaları bu mertebeye ulaşamadı. Şeyh Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri kendisini çok medh ü senâ etti ve evliyâullahın ileri gelenlerinden olduğunu söyledi." diye anlatmaktadır.

Âdiyy bin Müsâfir duâsı makbûl bir zattı. Talebelerinden Şeyh Ömer şöyle anlatır:

Ben bir gün Adiyy bin Müsafir hazretlerinin yanındaydım. O sırada bir kısım insanlar onu ziyâret için geldiler. Aralarında Hatîb Hüseyin isimli bir zât vardı. Adiyy hazretleri bu zâta dönerek; "Yâ Hatîb Hüseyin! Sen ve yanındakiler falan yere gidin, bir mikdâr taş çıkarın ve bahçenin yanına getirin, onunla bahçenin duvarlarını yapacağız." buyurdu. Hatîb Hüseyin hiç îtirâz etmeden yanındakileri alarak, söylenilen yere taş çıkarmaya gittiler. Adiyy hazretleri de o yerdeki dağın eteğine gitti. Onlar taşları çıkararak aşağıya yuvarlıyorlardı. Bir ara yuvarlanan taş bir kişiye isâbet etti. O kişi hemen öldü. Bunun üzerine Hatîb Hüseyin bağırarak; "Falancaya taş çarptı ve Allahü teâlânın rahmetine kavuştu." dedi. Hatîb Hüseyin'in sesini Adiyy hazretleri işitti. Onların yanına gelerek, ölen kimsenin yanında durdu. Ellerini kaldırıp duâ etti. Duâ bitince o şahıs ayağa kalktı. Kendisine hiç taş değmemiş gibi sapasağlamdı.

Yine bir gün Adiyy hazretlerinin yanına gittim. Evliyânın hâllerinden ve menkıbelerinden anlatıyordu. Bir ara; "Falan yerde bir kimse vardır. O anasından doğma kördür. Aynı zamanda baras hastası ve hâl sâhibi bir zâttır." dedi. Ben içimden; "Adiyy hazretleri himmet etseler, o kimse o durumdan kurtulsa." dedim.

Daha sonra onun yanından ayrıldım. Başka bir gün yine Adiyy bin Müsâfir'i ziyârete gittim. Bana; "Yâ Ömer! İhtiyaç hârici hiç konuşmamak şartıyla, bana bir seferde arkadaş olur musun?" dedi. Ben de; "Evet." dedim. Bulunduğumuz yerden çıkarak yola koyulduk. Ben Adiyy hazretlerini tâkib ediyordum. Beriyet denilen yere geldiğimizde, açlıktan yürüyemez hâle geldim ve Adiyy hazretlerinden geride kaldım. Geri dönerek bana; "Ya Ömer! Yürüyemiyor musun?" dedi. Ben de; "Yâ Üstâd! Çok acıktım ondan yürüyemiyorum." dedim. Bunun üzerine biraz ilerde duran bir ağacın meyvelerini toplayarak bana verdiler. Onları yiyince ayaklarıma kuvvet geldi ve yürümeye başladım. Sonunda köye vardık. Köyün içinde bir çeşme vardı. Çeşmenin yanındaki ağacın altında, gözleri kör ve baras hastası bir genç oturuyordu. O genci görünce, Adiyy hazretlerinin birkaç gün önceki konuşmaları aklıma geldi. Kendi kendime; "Adiyy hazretleri herhâlde bu gence duâ etmeye geldiler. Bu duânın bereketiyle bu hâlden kurtulur." diye düşündüm. O anda Adiyy hazretleri bana dönerek; "Senin kalbinde ne vardır?" dedi. Ben de;"Allahü teâlânın hürmetine duâ buyur da, bu genç şifâ bulsun." dedim. O zaman; "Yâ Ömer! Benim sırlarımı açığa çıkarma." deyince, ben de onun sırlarını açıklamayacağıma dâir yemin ettim. Adiyy bin Müsâfir, çeşmenin başına gidip abdest aldı. Sonra gelip iki rekat namaz kıldı. Sonra o gencin yanına gelip mübârek eli ile mesh etti ve; "Bi iznillahi, Allahü teâlânın izni ile kalk." dedi. Genç de hemen ayağa kalktı. Sanki hiç kör ve baraslı değilmiş gibi sapasağlam oldu. Sonra o köyün halkı gelip, Adiyy hazretlerinin yanına oturdular. Adiyy bin Müsâfir onlarla bir süre hikmetlerden konuştu. Sonra dergâhımıza gitmek için yola çıktık. Kısa bir zaman yürüdükten sonra dergâha geldiğimizi gördüm.

Adiyy bin Müsâfir hazretleri kabirdekilerin hâlini bilir onlara da himmet edip yardıma koşardı. Recâ'î el-Barestekî şöyle anlatır:

Birgün Adiyy hazretleri dergâhından çıktı. Bir müddet yürüdükten sonra, beni yanına çağırdılar ve; "Yâ Recâ'î, sen işitiyor musun? Bu kabrin sâhibi nasıl bana yalvarıyor ve benden yardım istiyor." dedi ve eliyle bir kabri işâret etti. Ben o kabre baktığımda, kabirden siyah bir dumanın çıktığını gördüm. Sonra Adiyy hazretleri o kabrin başına giderek, Allahü teâlâya onun affedilmesi için duâ edince, o mezarın üzerinden çıkan siyah duman kayboldu. Adiyy hazretleri beni yanlarına çağırarak; "Yâ Recâ'î, Allahü tealâ bunu affetti ve bundan azâbını kaldırdı." dedi. Sonra kabirde bulunan zâta; "Yâ Hüseyin, senin hâlin iyi midir?" diye sordular. O kabirdeki zât da; "Evet, benim hâlim iyidir. Allahü teâlâ benden azâbını kaldırdı." dedi. Sonra Adiyy hazretleriyle dergâha döndük.

Harikulâde halleri pekçoktu. Ömer bin Muhammed şöyle anlatır:

Adiyy bin Müsâfir hazretlerine yedi sene hizmet ettim. Çok hârikulâde hâllerini müşâhede ettim. Onlardan biri şudur: Birgün, mübârek ellerine su döküyordum. Bana; "Bir arzu ve isteğin var mı?" buyurdu. Ben de; "Kur'ân-ı kerîmi doğru okumayı çok arzu ediyorum. Fâtiha ve birkaç sûreden de başkası ezberimde değil." deyince, mübârek eliyle göğsüme vurdu. O anda bütün Kur'ân-ı kerîmi ezberimde buldum. Onun huzûrundan çıktığımda Kur'ân-ı kerîmi hakkıyla okuyordum.

Bir gün bana; "Sen şimdi denizin içinde olan şu altıncı adaya git. Orada bir mescid göreceksin. O mescide gir. Orada bir ihtiyar var. Ona; beni Adiyy gönderdi, îtirâzı bıraksın. Nefsinden yana çıkmasın dedi, de!" buyurdu. Ben de; "Peki efendim." dedim. Fakat nasıl gideceğim diye kalbimden geçirirken, hocam; "Gözlerini kapa! buyurdu. Kapadım. Bir anda, kendimi o adada buldum. Mescidi gördüm ve hemen girdim. Heybetli ve tefekküre dalmış bir ihtiyar vardı. Kendisine, bana buyrulanın aynısını söyledim. Çok ağladı, duâ ve istiğfâr etti. Sonra bana; "Şu anda yedi seçilmiş kimseden biri vefât hâlindedir. Onun yerinde ben olmayı kalbimden geçirdim ki, sen geldin." dedi. Sonra bir anda kendimi Adiyy bin Müsâfir hazretlerinin huzûrunda buldum. Bana; "O, seçilmiş on kuldan biridir." buyurdu.

Ebû İsmâil Yâkûb bin Abdülmuktedir şöyle anlatır:

Ben, devamlı gezen bir kişi idim. Bir gün Adiyy bin Müsâfir hazretleri ile görüşmek istedim. Bir seyahatim esnâsında bir yerde, Hemedan'a gitmekte olan Adiyy bin Müsâfir ile karşılaştım. Bana; "Sen bir yerden geçerken vahşî hayvanlar görüp korkarsan, onlara;size, Adiyy gitsinler dedi, dersin. Denizde yolculuk yaparken fırtına çıkıp büyük dalgalar olursa, dalgalara; Adiyy bin Müsâfir dursun dedi, dersin." buyurdu. Oradan ayrıldıktan sonra bir yere giderken, yolda karşıma vahşî hayvanlar çıktı. Onlara; "Adiyy bin Müsâfir gitsinler dedi." deyince, yerlerinde durdular sonra başlarını önlerine eğerek bana hiç zarar vermeden uzaklaşıp gittiler. Yine bir gün deniz yolculuğu yapıyordum. Öyle bir fırtına çıktı ki, gemi neredeyse batacaktı. Dalgalar gemiyi bir o tarafa bir bu tarafa yatırıyordu. O anda, Adiyy bin Müsâfir hazretlerinin bana söylediği sözler aklıma geldi. Hemen; "Adiyy bin Müsâfir hazretleri, sizin durmanızı söyledi." dedim. Bunu söyler söylemez, âniden rüzgâr kesildi ve dalgalar durdu. Deniz sâkinleşince, ben de normal seyahatime devâm ettim.

Emîr İbrâhim Mihrânî zamanında, Cerâhiyyet kalesinde bir sûfî cemâati vardı. Emîr İbrâhim, Adiyy hazretlerini çok severdi, fakat sûfîler bunu kıskanırlardı. Hiçbiri Adiyy bin Müsâfir'in derecesine ulaşamamışlardı. Emîr İbrâhim'in yanına geldiklerinde, emîr onlara Adiyy hazretlerinin menkıbelerinden anlatırdı. Bir gün emîr İbrâhim'e; "Eğer biz onun yanına gidebilseydik ona altından kalkamayacağı sorular sorarak mahcûb ederdik." dediler. Bunun üzerine emîr İbrâhim onları Adiyy hazretlerinin dergâhına gönderdi. Onlar Adiyy bin Müsâfir'in huzûruna gelip oturdular. Birisi Adiyy hazretlerine bir şeyler sordu. Fakat Adiyy hazretleri onunla konuşmayıp sükût etti. Konuşan kimse, Adiyy hazretlerinin sorduğu suâllerin cevâbını bilemediğini sandı. Adiyy bin Müsafir onun düşüncesini anladı ve oradakilere; "Allahü teâlânın öyle kulları vardır ki; şu iki dağa birleşin dese, hemen birleşirler." buyurdu. Sûfîler, karşıdaki bir dağ ile diğer bir dağın birleştiğini gördüler. Bu duruma çok şaşırdılar. Sonra Adiyy hazretleri o dağa işâret etti. Dağ tekrar eski hâline geldi. Sûfîlerin hepsi, hemen Adiyy hazretlerinden özür dileyerek, tövbe ettiler. Bir müddet daha dergâhda kaldılar. Daha sonra memleketlerine döndüler.

Muhammed Reşâ şöyle anlatır:

Birgün bir yere gidiyordum. Geçtiğim yol çok acâib dikenlerle kaplı idi. Kendi kendime; "Birçok insan buradan atlarla geçerler. Biz de ayakkabı ile geçmemize rağmen bu dikenler bizi rahatsız ediyorlar, Adiyy hazretleri ise buralardan yalın ayak geçer. Acaba şimdi ne yapar?" diye düşündüm ve ağladım. O anda Allahü teâlâ benim kalb gözümü açtı. Adiyy hazretlerinin nurdan bir şeyin üzerinde yürüdüğünü, yerden yedi zırâ kadar yüksekte olduğunu ve dikenlerin ona zarar vermediğini gördüm.

Şeyh Ebû Hafs Ömer şöyle anlatır:

Birgün Adiyy hazretlerinin yanındaydım. Adiyy hazretlerine; "Bana gâiblerden birşey göster." dedim. Bunun üzerine bana bir mendil verip; "Bunu gözlerinin üzerine koy ve gözlerini kapat." dedi. Ben de dediği gibi yaptım. Bir süre sonra; "Gözlerini aç." buyurdular. Gözlerimi açınca, omuzlarımdaki kirâmen kâtibin melekleri ile amellerimi satır satır gördüm. Bu hâl üzere üç gün kaldım. Sonra Adiyy hazretlerine, beni bu hâlden kurtarması için yalvardım. Aynı şekilde yüzümü örtüp, tekrar açtılar. Böylece bendeki bu hâl kayboldu ve eski hâlime döndüm.





» Adiyy bin Müsafir - www.forumana.com

  Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Yukarıdaki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.

Etiketler
adiyy, bin, musafir


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:29.

Forum Künyemiz
Uyarı

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2011 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
Açılış Tarihi : 05.12.2011
Kuruluş Tarihi : 20.11.2011
Hazırlayan & Tasarlayan : Forumana.com
 

Sosyal paylaşım platformu olan Forumana.com sitemizde, kullanıcılar 5651 sayılı kanunun ilgili maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı kaynaklı herhangi bir durumdan Forumana.com sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimleriniz/sorunlarınız/istekleriniz ve şikayetleriniz için İletişim panelinden bizlere ulaşabilirsiniz, Forumana.com yönetimi en geç "3" iş günü içerisinde dönüş yapacaktır. Platformumuz; kişilik ve telif hakları korunumu, illegal paylaşım ve korsanla mücadele konusunda yetkililere yardımcı olmayı ilke edinmiştir.

Forum, Forumlar, Forum Sitesi, Etiket, Sitemap, Arşiv